AnasayfaÜyelerimizSıkça Sorulanlarİletişim Bilgileri
 

Duyurular

Erişilebilir Kentsel ve Kamusal Alanlar Bir Yerel Deneyim: Çankaya Belediyesi

Tarih : 5 Ekim 2020

Dr. Nilay OĞULTÜRK

Çankaya Belediyesi Sosyal Yardım İşleri Müdürü
Hacettepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler
Fakültesi-Sosyal Hizmet Bölümü Misafİr Öğretİm Üyesi

Giriş

Kentlerde sağlıklı ve yaşanabilir bir ortam, kentte yaşayan tüm gruplara eşit ve adil hizmet vermekle sağlanabilir. Hızla değişen ve gelişen kentlerde yaşayan tüm yaş gruplarının ve engelli, engelsiz tüm bireylerin kentsel öğelere erişilebilirliklerinin sağlanması; sosyal yaşama katılabilmeleri ve bu mekânları kullanabilmeleri açısından büyük önem arz etmektedir. Fakat ne yazık ki oluşturulan kentsel koşullar ve gerçekleştirilen tasarımlar toplumdaki tüm bireylere fırsat eşitliği sunmamaktadır. Toplumun azımsanmayacak bir kesimini oluşturan engelli bireyler, günlük hayatta karşılaştıkları kısıtlılıklar ve mekânsal yetersizlikler nedeniyle toplumsal yaşam içinde bir dizi sorunla karşı karşıya kalmaktadır. Bu noktada, kent havasının insanı özgür kılabilmesinin ön koşullarından biri, herkes için sosyal ve toplumsal hizmetlerin eşit, yeri geldiğinde ücretsiz ve erişilebilir olmasıdır.

Bu bağlamda, yerel ölçekte, kent yönetimlerinin, Türkiye kamu yönetimi sistemi içinde belediyelerin, erişilebilirlik alanında görev ve sorumlukları son derece önemli ve önceliklidir. Bu çalışmanın amacı;  sosyal hizmet alanının bilimsel ölçütleri bağlamında, erişilebilirlik olgusunu kent ölçeğinde ele almak, buradan hareketle de bir belediye deneyimini de engelli birey ve ailelerinin sorunları noktasında değerlendirmeye çalışmaktır.

  1. Erişilebilirlk Kavramı ve Erişebilir Olmanın Engelli Birey ve Yakınları İçin Anlamı

Erişilebilirlik, tüm haklara ulaşmak bakımından vazgeçilemez en temel haktır.

Erişilebilirlik engelli bireylerin;

à  Bağımsız yaşayabilmelerinin,

à  Yaşamın tüm alanlarına tam ve etkin katılımlarının,

à Engelli olmayan bireylerle eşit koşullarda fiziki çevreye, ulaşıma, bilgi ve iletişim olanaklarına, hem kırsal ve hem de kentsel alanlarda halka açık diğer tesislere ve hizmetlere, evrensel tasarım ilkesiyle ulaşmalarının sağlanmasıdır.

Erişilebilirlik kavramı, kentsel kamusal alanda, toplumdaki bireyleri ayrıştırıcı olmamalı aksine bütünleştirici bir işlev üstlenmeli, bu alana yönelik proje ve tasarımların çıkış noktası bütünlüklü bir bakış olmalıdır. Bu noktada, erişilebilirlik kavramı, kentsel sağlıklaştırma ve iyileştirme sürecinde, öncelikle özel ve yeni bir tasarım çabası yerine mevcut “mimari engeller” ya da kent ölçeğinde var olan mekânsal engeller kaldırılarak, fiziksel çevre geliştirilmeli ve iyileştirilmelidir. Konuya bu açıdan yaklaşıldığında, kurumlar arası bilgi ve deneyim paylaşımı önem kazanmaktadır. Örneğin, kent mekânında var olan engellerin ortadan kaldırılması ya da sorun teşkil eden erişilebilirliğe engel alanların düzenlenmesi için kurumların birbirlerine “erişilebilirliği” de özel bir önem ve öncelik taşımalıdır. Belediye ile üniversitenin işbirliği, ilgili bakanlığın meslek örgütü ile kuracağı bilimsel dayanışma, kentte yaşayan bireylerin ve örgütlü sivil toplum kuruluşlarının görüş ve önerileri bu tür sorun alanlarının katılımcı bir yaklaşımla çözüme kavuşacağını göstermiştir.

Engelli birey ve yakınları değişen ve gelişen kentlerde erişilebilir, yaşanabilir ve kullanılabilir alanlara sahip olma ve kentsel işlevlere erişme noktasında büyük desteğe gereksinim duymaktadır. Engelli bireylerin yakınlarının da düzenlemelerden etkilendiği göz önünde tutulduğunda, engelli bireylerin günlük yaşamlarını rahat, güvenli ve bağımlı kalmaksızın sürdürebilmelerimi sağlayan ve gereksinimlerini karşılayan, erişilebilir bir kentsel çevreye sahip olma ihtiyacı gün geçtikçe daha fazla önem kazanmaktadır. Kentsel planlamada engelli bireyler göz önünde bulundurulmadığı takdirde, yaşadıkları zorluklar nedeniyle engelli bireyler ve yakınları kentle bütünleşemez hale gelmektedirler.

Gelişmiş ülke örnekleri incelendiğinde, eşitlik kavramının hayatta karşılık bulduğunu görmek mümkündür. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Avrupa Sağlıklı Kentler Ağına üye kent ve belediyelere erişilebilirlik açısından bakıldığında,  özellikle Birleşik Krallık ve İskandinavya ülke deneyimlerinin hemen farklılık gösterdiğini gözlemekteyiz. Avrupa Birliği müktesebatının da bu yönde düzenleyici hükümleri ve yaptırımları da erişilebilirlik alanında önemli gelişmelere yol açmıştır. Ülkemizde durumun gerek yasal düzenlemeler gerekse de uygulama açısından istenilen düzeyin çok gerisinde olduğunu söylemek zorundayız.

Ülkemizde engelli bireylerin erişilebilirliği ile ilgili pek çok yasal ve idari düzenlemeler yapılmışsa da gelinen son noktada;  erişilebilirliğin, hala ciddi bir sorun olduğu açıktır. Bu konuda, kurumlar arası yetki karmaşası yanında, bütünlüklü bir politika eksikliği en temel sorun olarak görülebilir.

Bu noktada, erişilebilirlik olgusunun kentsel kamusal hizmetlerde koşulsuz tesis edilebilmesi için, kent yönetiminde toplumun değişik kesimlerinin sürece etkin katılımının sağlanması, bu bağlamda engelli birey ve ailelerin karar süreçlerinde yer alması öncelikli adımlardan biri olmalıdır. Böyle bir yaklaşım, eşit ve katılımı temel alan erişilebilirlik politika belgesi, engelli birey ve ailesinin özgürleşmesi yönünden vazgeçilemez gerekliliktir.

  1. Erişilebilirlik Alanında Yasal Düzenlemeler ve Haklar

2005 yılında yürürlüğe giren 5378 Sayılı “Özürlüler Kanunu’nun”, Geçici 2. Maddesi’nde: “Kamu kurum ve kuruluşlarına ait mevcut resmî yapılar, mevcut tüm yol, kaldırım, yaya geçidi, açık ve yeşil alanlar, spor alanları ve benzeri sosyal ve kültürel alt yapı alanları ile gerçek ve tüzel kişiler tarafından yapılmış ve umuma açık hizmet veren her türlü yapılar bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yedi yıl içinde (07.07. 2012’ye kadar) özürlülerin erişebilirliğine uygun duruma getirilir.” hükmü ile başlayan ulusal erişilebilirlik hareketinin henüz tamamen amaca ulaştığını söylemek mümkün değildir.

Söz konusu Yasa ile yapılan düzenleme ne yazık ki uygulamada hayata geçmemiş, her seferinde yapılan yeni “düzenlemeler” tanımlanan yeni ve ek süreler ile köklü düzenlemeler için başlangıç olması gereken adımlar ötelenmiştir. Bu arada, son yıllarda oluşturulmaya çalışılan denetim mekanizmalarına karşın Başkent Ankara’da dahi, yalnızca görme engelli bireylerle ilgili dokulu takip yolu uygulamasının yaygınlaşması ve standart dışı yapılan engelli rampaları dışında, diğer engel grupları açısından erişilebilirlik yönünde çok da fazla yol alınamadığı görülmektedir.

Bireyin, toplumsal yaşamın insanlara sunduğu hizmetler ve olanaklardan yararlanabilmesi ve kendi hizmetini sunabilmesi, yani toplumsal yaşama tam katılabilmesi, söz konusu faaliyetlerin gerçekleştiği mekânlara bağımsız olarak erişebilmesi ve bu mekânları kullanabilmesi ile mümkündür.

Ulaşılamayan ve kullanılamayan mekânlar, engelli bireyleri ve yakınlarını toplumsal yaşamın dışına itmekte ve engellemektedir.

Bireyin toplumsal faaliyetleri yerine getirmesinde sınırlama oluşturmayan engelli erişilebilirliği ve kullanılabilirliği kısıtlı mekânlar nedeni ile bir engel haline gelmektedir.

Engelli bireylerin toplum yaşantısına engelli olmayanlar ile eşit fırsatlarda katılabilmelerinin sağlanmasında erişilebilirliğe ilişkin yasal düzenlemeler önemli bir yer tutmaktadır.

Konutunda dahi yaşamakta zorlanan engelli bireyler, çeşitli fiziksel engeller nedeniyle erişilebilirliği sağlanamadığı için eğitim, sağlık, istihdam ve diğer birçok hizmetten yoksun bırakılarak, ekonomik özgürlüğünü elde edememekte ve toplumda tüketici konumunda kalmaktadır.

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ne göre: “Yaşam, özgürlük ve kişisel güvenlik her insanın hakkıdır.”

Engelli Kişilerin Hakları Bildirgesi’ne göre: “Engelli kişiler diğer insanlarla aynı kişisel ve siyasal haklara sahiptir.”

T.C. Anayasasının 12. maddesine göre: ”Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir.”

Sonuç olarak; engelli ya da engelsiz her insan, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde de tanımlandığı üzere ve yüz yıllardır verilen hak mücadeleleri kapsamında yaşam hakkına sahiptir.

Erişilebilirlik kentte yaşayan bütün bireylerin, kentin sunduğu kamusal hizmetlerin tümüne ulaşabilmesi demektir. Bu, kenti paylaşan her bireyin en doğal hakkıdır. Kentlileşmenin, kente ait kararlara katılabilmenin ve o yere aidiyet duyabilmenin vazgeçilmez koşullarından biri de demokratik katılım olgusudur.

  1. Yeni Bir Kavram: Erişilebilir Mekânlar ve Kamusal Alanlar ve Belediyeler

Özellikle II. Dünya Savaşından sonra, kentlerin yeniden yapılanma sürecinde erişilebilirlik kavramı kentsel tasarımcıların öncelikli amaçları içinde yer almıştır. Daha önce standart gereksinimlere göre tasarlanan yapılanmış çevreler yerine, özellikle kamusal alanların toplumu oluşturan herkes tarafından kullanılması ve böylece daha yaşanabilir mekânların elde edilebileceği görüşü başat bir hal almıştır.

Birleşmiş Milletler başta olmak üzere çeşitli ülkeler, bu görüşü yasalara da taşıyarak, kimsenin hiçbir fiziki özelliği nedeniyle dışlanamayacağını kabul etmişler, fiziki çevrelerin bu görüşü sağlayacak biçimde donatılması için kurallar, denetim ve yönetim politikaları geliştirmişlerdir.

Ülkemizde de bu genel kural hem anayasamız da hem de çeşitli yasalar da yer aldığı halde, fiziki çevrenin istenen şartlara uygun gelişip gelişemediğinin denetlenmesi ve gerekli yaptırımların uygulanması aşamasında sorun yaşanmaktadır.

Erişilebilirlik konusunda yerel yönetimlerde son yıllarda yapılan çalışmalar gözden geçirildiğinde; yerel yönetimlerin hizmet binalarının erişilebilirlikle ilgili önlemleri alıp, eksikliklerini tamamlamaya çalışarak, kamusal alandaki hizmetlerin tüm vatandaşlar için erişebilir olması noktasında önemli adımlar atıldığı gözlenmektedir. Bunun yanında yetki alanları içinde, sorumlulukları doğrultusunda, erişilebilirlik konusunu tüm hizmet alanlarına yansıtmaya, olanakları ölçüsünde çaba gösterip, bu doğrultuda çalışma yaptıkları dikkat çekmektedir.

Hızla büyüyen kentlerle birlikte artan kentsel hizmet ihtiyacı kent yönetimlerinin önemini artırmış ve tüm dünyada yerel yönetimler idari yapılarına göre farklılaşan görevlere, hizmetlere ve kaynaklara sahip olmuşlardır. Bu hizmetlerin yerine getirilmesi sürecinde, önceliklerin belirlenmesinde kamusal yararı ön planda tutmak; çağdaş tekniklerin kullanıldığı kalıcı altyapı elemanlarını yeğlemek; özetle iyi bir yaşam kalitesine sahip olan, uyumlu, katılımcı, dışlayıcı olmayan bir kentli yaratmayı hedef almak kentsel hizmet politikalarının temeli olmalıdır. Kentsel hizmetlerin kalitesi, toplumun etkin katılım ve denetim işlevinin geliştirilmesiyle artırılabilecektir.

Erişilebilirlikle ilgili resmi belge ve dokümanlar gözden geçirildiğinde; Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK’in) 2010 tarihli “Özürlülerin Sorun ve Beklentileri Araştırması” çalışması dışında, kapsamlı bir araştırmanın olmadığı görülmektedir. Elbette, sınırlı bir çevreyi ya da engelli alanını içeren akademik araştırmalar ve çabalar mevcuttur. Ancak, bu çalışmaların bütünlüklü bir politikaya yol gösterme misyonu doğaldır ki olamamıştır.

Bu noktada, Örneğin, 2010 tarihli, “Özürlülerin Sorun ve Beklentileri Araştırması” raporunda, kayıtlı olan engelli bireylerin yaşadıkları yerdeki fiziksel çevre düzenlemelerinin, engelli bireyin kullanımına uygun olup olmadığı hakkındaki düşüncelerinin engel türüne göre dağılımı yer almaktadır. Buna göre; kayıtlı olan engelli bireylerin % 66,9’u kaldırımların, yaya yollarının ve yaya geçitlerinin engelli bireyin kullanımına uygun olmadığını düşünmektedir. Yaşadıkları yerdeki fiziksel çevre düzenlemeleri ile ilgili olarak, kayıtlı olan engelli bireylerin % 66,3’ü oturdukları binanın, % 59,5’i dükkân, market, mağaza ve lokantaların, % 58,4’ü kamu binalarının, % 55,4’ü postane ve banka benzeri yerlerin engelli bireyin kullanımına uygun olmadığını belirtmiştir. (Şekil 1)

Şekil 1. Fiziksel Çevre Düzenlemelerinin Engelli Bireyin Kullanımına Uygun Olmadığını Düşünenler  (Özürlülerin Sorun ve Beklentileri Araştırması, 2010)

Bu sonuçlardan, engellilerin kentsel haklarını kullanırken, bu çalışmanın da varsaydığı gibi en çok dış mekânlardaki güçlüklerden etkilendikleri anlaşılmaktadır. Öyleyse kent yöneticiler için hedef kent sakinleri için hedef “engelsiz bir kent” olmalıdır.

Ülkemizde engellilere yönelik kapsayıcı sosyal politikaların politika gündemine gelmesinde 1.07.2005 tarihinde,  5378 Sayılı “Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” ile yapılan, yasal düzenleme önemli rol oynamıştır. Bu kanunla birlikte engelli bireylere yönelik sosyal politika uygulamalarında, merkezi yönetimin yanında yerel yönetimlerin işlevleri de zaman içerisinde artmıştır. Nitekim 2000’li yıllarda yerel yönetim birimlerine ilişkin çıkarılan yasalarda yerel yönetimlere, özellikle de belediyelere sosyal politika alanında önemli görev ve sorumluluklar verilmiştir.

Gelişmiş ve gelişmekte olan birçok ülkede sosyal politikaların uygulanmasında yerel yönetimler önemli görev ve sorumluluklar üstlenmekte, gelişen sosyal devlet anlayışı ile birlikte sosyal politikaların halka sunumunda sosyal devletin önemli aktörlerinden biri olmaktadır. Son yıllarda sosyal politikaların yerelleşmesi daha da önem kazanmıştır. Yerelde belediyeler temel kentsel hizmetler sağlayan kurumlardır. Bunun yanında vatandaş belediyelerden sosyal sorunları ile de ilgilenmelerini beklemektedir.

Yetki ve sorumluluk alanları genellikle günlük yaşamın düzenlenmesi ve kolaylaştırılması olan belediyeler, son yıllarda önemi fark edilen “sosyal belediyecilik”  anlayışının da etkisiyle, artan bir oranda ‘herkes için erişilebilir bir kent’ fikrini benimsemektedir. Bu fikirden hareketle; yerel yönetimlerin engellilere sundukları hizmet ve politikalar bireylerin toplumsal yaşama katılımlarını artırmaktadır.

Toplumda dezavantajlı olarak kabul gören ve toplumsal yaşama katılımı kısıtlı olan/kısıtlanan engelli bireylere yönelik yerel yönetimler tarafından uygulanacak sosyal politika ve hizmetlerin artırılması daha sağlıklı ve mutlu bir çevrede yaşamayı beraberinde getirecektir.

  1. Çankaya Belediyesi ve Örnek Bir Yerel Uygulama

Türkiye’de fizyolojik, psikolojik veya anatomik yapı ve işlevlerindeki belli bir kayıp dolayısıyla hareket yeteneği, algılaması ve kavraması kısıtlı olan nüfusun %12’si dolayındaki bir kesiminin, kamusal mekâna erişim ve mekânı kullanma haklarının işlemediği görülmektedir. (Kaplan ve Öztürk, 2004, 67)

Engelli bireylerin sosyal yaşama katılmakta fırsat eşitliğini sağlayan hukuki düzenlemeler belediyeleri, yapacakları sosyal ve teknik alt yapı yatırımlarıyla kent mekânının şekillenmesinde söz sahibi kılmıştır. Türkiye’de engelsiz kentlerin önündeki engellerin yasal düzenlemelerde değil, uygulamalardadır ve bu çözümlerin öncelikle belediyelerce sağlanması gerekmektedir. Engelsiz kent oluşturmak belediyeler için sorumluluktan daha fazladır, bir yönüyle zorunluluktur.

Kamunun kullanımına açık, resmi ve özel tüm yapılara erişimde; sokak, cadde ve meydanlar, parklar, eğlenme-dinlenme (rekreasyon) alanları vb. açık alanlarda, konutlarda, toplu taşımacılıkta, trafik düzenlemelerinde belediyeler, ulaşılabilirlik açısından yasal sorumlu ve yetkilidirler.

Ancak, kanuna, standartlara ve kılavuzlara rağmen uygulamalarda yetersiz kalındığı görülmektedir (Menda ve Balkan, 2013, 92). Uygulamalar beklenilen hızla gerçekleşmemektedir.

Elbette “engelsiz-erişilebilir kent” beklentisinin gerçekleşmesi bir süreç işidir, çok boyutludur ve bazı alt yapılara (uzman insan gücü, teknik bilgi ve geniş bir veri tabanı vb.) gereksinim duymaktadır.

  • Ankara Çankaya Belediyesi Zabıta Müdürlüğü’nün “kaldırımlar yayalarındır”
  • Ankara Çankaya Belediyesi Zabıta Müdürlüğü’nün “kaldırımlar yayalarındır”

Çankaya Belediyesi, Sağlıklı Kentler Projesi ile ilgili çalışmalara ilk olarak 1994 yılında, Birleşmiş Milletler Dünya Sağlık Örgütü Ankara Ofisi ile kurduğu ikili ilişkilerle başlamıştır. Bu projeye dâhil olmanın temelinde “Herkes için Sağlık” ilkelerinin benimsenmesi ve bu ilkelerin Çankaya Belediyesi’nin proje ve çalışmalarında yer bulması olmuştur.

Çankaya Belediyesi’nin, Sağlıklı Kentler Projesi’ne katılım sürecinde, DSÖ’nün belirlediği politika, ilke ve programların kurumsal düzeyde içselleştirilmesi de önemli bir etken olarak öne çıkmıştır.  Bu bağlamda, Örneğin, DSÖ Sağlıklı Kentler Projesi 6. Fazına, Türkiye’den üye 13 Belediyeden biri olan Çankaya Belediyesi, geçtiğimiz yıllarda 6. Faz sürecini başarıyla bitirmiş ve 7. Faz üyeliği için çalışmalarına başlamıştır.

DSÖ Avrupa Sağlıklı Kentler Ağı üyeliğinin bir gerekliliği olarak, Belediye 2018 yılında Çankaya ilçesinin sağlık alanındaki haritası olarak nitelendirilen ve 2019-2023 yıllarını kapsayan “Çankaya Kent Sağlık Göstergeleri ve Çankaya Kent Sağlık Gelişim Planını” yayınlamıştır. Bu plan ile Çankaya’da yaşayan yurttaşların cinsiyetine, yaşına, hastalıklarından eğitim durumuna, kültür ve sanat faaliyetlerine katılmalarından göç olgusuna kadar hemen hemen her alanda çok ciddi bir bilgi birikimi sınıflandırılmıştır. Söz konusu veriler, Belediyenin çalışmaları ve projelerinde temel siyasi belge niteliği taşımaktadır. Bu noktada, söz konusu doküman ile birlikte, engelli alanına dair veriler ve stratejiler Çankaya Belediyesi için önemli bir başlık olarak öne çıkmıştır.

Çankaya Kent Sağlık Göstergeleri ve Çankaya Kent Sağlık Gelişim Planında ilçede yaşayan engelli nüfusla ilgili verilere Çankaya Kaymakamlığının “Engelli İhtiyaçlarının Analizi-2015” araştırması ile ulaşılmıştır. Bu araştırmanın verileri; yaşayan engelli bireylerin toplumsal hayatın içinde yer alma durumları yönünden incelendiğinde, engelli bireylerin % 5.2’si toplumsal hayatın içinde yer aldığını belirtirken, % 33.8’nin toplumsal hayatın içinde yer almadığını ifade ettiği görülmüştür (Şekil 2).

Durum Frekans %
Çoğunlukla Yer Alıyorum 26 5.2
Kısmen Yer Alıyorum 305 61
Yer Alamıyorum 169 33.8
TOPLAM 500 100

Şekil 2. Toplumsal Yaşam İçinde Yer Alabilme Durumu (Çankaya Kaymakamlığı Engelli İhtiyaçlarının Analizi, 2015)

Çankaya Belediyesi 2015- 2019 Stratejik planında erişilebilirlikle ilgili temel hedefini de “Engelli bireylerin toplumsal ve ekonomik yaşama engelsiz katılımını sağlamak şeklinde belirlemiştir. Bu doğrultuda stratejilerini başta Belediye binalarına engelsiz erişimin sağlanması ile yaşam kalitesi yüksek, “herkes için erişilebilir kent yaratmak” üzerine oluşturmuştur.

Türkiye’deki yerel yönetimlerin engelli bireylerin erişilebilirliğine yönelik uygulamaları Çankaya Belediyesi örneğinde ele alındığında karşımıza çıkan olgular ise şöyle özetlenebilir;

  • “Kaldırımlar Yayalarındır” seferberliği ile zabıta görevlileri tarafından kaldırımlara park eden otomobillerin sileceğine “Yaya Haklarına Saygı ve Duyarlılığa Davet” uyarı notu bırakılmaktadır.
  • Ankara Çankaya Belediyesi’nin Kılavuz çalışmaları ve Engelli Hizmet Engelsiz İşyeri Kılavuzu ile işletmelere engelsiz mekân oluşturma konusunda;
    • Bina Parseli Çevresi Kaldırım Yapım Esasları
    • Bina Yapımında Aranacak Ulaşılabilirlik Koşulları

konularında kılavuzlar hazırlamıştır.

Çankaya Belediyesi’nin erişilebilirlik konusunda çalışmaları;

  • Mevcut hizmet binalarının ve engelli bireylerin erişimine uygun hale getirilmesi,
  • Yeni yapılacak hizmet binaları ve sosyal tesislerde erişilebilirlik kriterlerinin dikkate alınması,
  • Mevcut parklardan uygun olanların, engelli bireylerin erişimine uygun hale dönüştürülmesi,
  • Yeni yapılacak parkların engelli bireylerin erişimine uygun şekilde oluşturulması,
  • Görme engelli bireyler için takip yolu yapılması çalışmaları,
  • Okullarda rampa ve takip yolu yapılması çalışmaları,
  • Erişilebilirlik konusunda farkındalık çalışmaları olarak ele sürdürmektedir.

Erişilebilirlikle ilgili yapılan bu çalışmalara karşın, engelli bireylerin Çankaya İlçesinde yaşamaktan dolayı memnuniyeti değerlendirildiğinde; engelli bireylerin %23 ‘nün ilçede yaşamaktan memnun olduğu, % 77 sinin ise biraz memnun olduğu ya da hiç memnun olmadığı görülmüştür (Şekil 3).

Durum Frekans %
Memnun 111 23
Biraz Memnun 285 57
Memnun Değil 11 20
TOPLAM 500 100

Şekil 3. Çankaya’da Yaşamaktan Memnun Olma Durumu (Çankaya Kaymakamlığı Engelli İhtiyaçlarının Analizi, 2015)

Belediyenin, engelli bireyler ve yakınları için yaşamaktan memnun olunan ilçe yaratmak için;  erişilebilirlik konusunda çalışmalarını hızlandırmaya, uzman kadrosundaki personeli arttırmaya, güncel, teknik, istatistiki bilgilerle çalışmalarını desteklemeye, kapsamını genişletmeye ve ayrıca teknik bilgi kadar planlayıcı ve uygulayıcı personeli için empati çalışmalarına da odaklanmaya gereksinimi bulunmaktadır.

  1. Genel Değerlendirme ve Sonuç

Ankara Çankaya Belediyesi Zabıta Müdürlüğü’nün “kaldırımlar yayalarındır

Sonuç olarak engelli bireyler ve yakınlarının yaşadığı tüm güçlükler açısından bir değerlendirme yapıldığında, erişilebilirlik güçlüğünün ailenin ve engelli bireyin iş, eğitim, sağlık, toplumsal yaşama katılımda karşılaştığı güçlükler üzerinde, arttıran ya da azaltan yönde etkisinin olduğunu söylemek mümkündür.

Bu nedenle kenti tasarlayan, kenti yapılandıran teknik meslek gruplarının uygulayıcılarının;

Engelli bireylerin ve ailelerinin değerli olduklarını hissetmeleri,

Toplumda engelli bireylerin aciz, işe yaramaz, güçsüz bireyler olmadığı bilincinin yaratılması,

Sosyal işlevselliklerinin artırılması,

Toplumsal yaşama tam katılımlarının sağlanması için,

Erişilebilir kentlerin oluşumuna katkı sağlanması noktasında engelli bireyler ve yakınları açısından “engel” teşkil etmeyecek mekânsal planlamalar ve donatı öğeleri oluşturulması gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Yerel yönetimler, uzun erimli olarak vatandaşların refahını sağlamak adına çalışmalar yapmayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda herkes için erişilebilir kentler oluşmasında yerel yönetimlerin önemli sorumlulukları bulunmaktadır.

KAYNAKÇA

  1. Birinci Sosyal Hizmetler Şurası Ön Komisyon Raporları ve Bireysel Çalışmalar, T.C. Başbakanlık Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü, Nisan 2004, Ankara,
  2. BOYRAZ, Ş, SÜRMEN, Ş., Şehirsel Ulaşım Sistemlerinde Yeni Erişilebilirlik Kavrayışları ve Modern Şehre Yönelişler, Tebliğ.
  3. COŞKUN, H, Y., Özürlü Birey ve Ailesinin Sosyal İletişim Sürecinde Karşılaştığı ve Yaşadığı Durumlar Hakkında Teorik Ve Ampirik Bir Çalışma, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Halkla İlişkiler ve Tanıtım Anabilim Dalı, 2010, Konya
  4. ÇAĞLAYANGÜMÜŞ,D.,www.mimarlarodasi.org.tr/mimarlikdergisi/index.cfm?sayfa=mimarlik&DergiSayi=361&RecID=2065 (2014).
  5. Çankaya Kaymakamlığı, Engelli İhtiyaçlarının Analizi, Haziran 2015, Ankara.
  6. Çankaya Kent Sağlık Göstergeleri ve Çankaya Kent Sağlık ve Gelişim Planı 2019-2023, Çankaya Belediye Başkanlığı, Boyut Matbaacılık, 18 Nisan 2018, Ankara.
  7. ERKAN G. , “Özürlülerle Sosyal Hizmet Uygulamaları” Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi, S:25, 4, 2003, Sivas.
  8. Özürlüler Şurası Yerel Yönetimler ve Özürlüler Ön Rapor Hazırlama Komisyonları Taslak Raporları ve Kararları, Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı, Ankara, 30 Mayıs–02 Haziran 2005.
  9. Özürlüler Şurası, Yerel Yönetimler ve Özürlüler, Şura Kararları, 26-28 Eylül 2005, Ankara, TC Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı. 2005, Ankara.
  10. KAPLAN, H., ÖZTÜRK, M., (2004), Engelliler, Kamu Mekânı ve Engelsiz Tasarım: Kamusal İç Mekânlarda İrdelenmesi İçin Bir Çerçeve, Planlama Dergisi, Sayı: 2004/2, 67-74. Ankara.
  11. MENDA, E., BALKAN, N., Engelsiz Türkiye İçin: Yolun Neresindeyiz?,2013, İstanbul.
  12. OĞULTÜRK, N., “Zihinsel Engelli Bireylerin İstihdamı ve Sosyal Rehabilitasyonunda Yerel Yönetimlerin Sorumlulukları” Ulusal Yerel Yönetimlerde Sağlık Hizmetleri Kongresi, Sağlık Yöneticiler Derneği,  23- 26 Kasım 2006, Antalya
  13. OĞULTÜRK, N., TORUNOĞLU E., “Çankaya Belediyesi Engelsiz Oyun Parkı Proje ve Uygulaması/Çankaya Municipality Unobstructed Children Playground”, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) / WHO Avrupa Sağlıklı Kentler Zirve Konferansı, “Sağlıklı Kentler Hareketi’nin 20. Yılında Sağlık Alanında Liderlik ve Sürdürülebilir Kalkınma,15-18 Ekim 2008, Zagreb–Hırvatistan.
  14. mimarlarodasi.org.tr/mimarlikdergisi/index.cfm?sayfa=mimarlik&DergiSayi=361&RecID=206
  15. ozurlulervakfi.org.tr/docs/RAF-Dergisi-Ocak2011.pdf
  16. TOPAL, A. Kadir., KTÜ Kavramsal Olarak Kent Nedir ve Türkiye’de Kent Neresidir, sbe.deu.edu.tr/Yayinlar/dergi/dergi/2004sayi1/topal.pdf.
  17. WENDEL, S., The Rejected Body, 1996, Routledge, London.
  18. YILDIZ, N., Engelliler İçin Erişilebilirlik Kavramının Kentsel Ergonomi Bağlamında Değerlendirilmesi, ISAS Winter 2018, Samsun.
  19. 2015-2019 Stratejik Plan, Çankaya Belediye Başkanlığı, 2015, Ankara

Etkinlikler
 
Yayınlar
 
Diğer Yayınlarımız
 
Video Galerisi
 
Fotoğraf Galerisi
 
 
 
Üye Belediyelerimiz
 
 
Anasayfa ÜyelerimizBirlik HakkındaSKB HaberleriÜye Belediye HaberleriYayınlarFotoğraf Galerisiİletişim Bilgileri
© 2005-2020 Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği. Tüm hakları saklıdır.