AnasayfaÜyelerimizSıkça Sorulanlarİletişim Bilgileri
 

Duyurular

Kent topraklarının tarımsal amaçlı kullanımı: Kentsel Tarım

Tarih : 4 Haziran 2012

Sara RASOULİ
Yüksek Mimar – Kent Tasarımcısı  (İTÜ)

Gelişmekte olan ülkelerde ulusal ve yerel yönetimlerin gündemlerine alınan kentsel tarım, Kuzey Amerika, Avrupa ve Avustralya’da uzun yıllardan beri desteklenerek çeşitli uygulama ve araştırmalara konu olmaktadır. Günümüz koşulları nedeniyle kentsel tarımın yeni bir anlayışla ele alınması kaçınılmaz görünürken, hangi yöntemler ile ve ne ölçüde kentlerle yeniden bütünleştirilmesi sorusu yapılmakta olan araştırmalarda tartışılmaktadır.

Tarih boyu medeniyetlere bakıldığında, kentsel tarımın yüzyıllarca kentler ile bütünleşmiş bir biçimde uygulandığı, hatta ilk şehirlerin tarımdan gelen üretim fazlası ve pazar ekonomisinden dolayı ortaya çıktığı görülmektedir. Sanayileşme, kent içi arazi değerinin artması ve tarımın ekonomik olarak düşük gelir sağlaması, kent içi ve kent merkezlerinde bulunan arazilerin daha yüksek ekonomik getirisi olan faaliyetlere tahsis edilmesine sebep olmuştur. Sonuç olarak tarımsal arazı günümüzde kent çeperlerine ve hatta yüzlerce kilometre uzaklıkta olan alanlara  yerleşerek, kent merkezlerinde yaşayanların sağlıklı ve taze besinlere erişimini zorlaştırmakta, ekonomik olarak da yüksek maliyet taşımaktadır. Bugün metropollerde yaşayan düşük gelirli aileler ise sağlıklı beslenmekten mahrum kalmış olarak, çevresel ve fiziksel açıdan düşük standartlar taşıyan ortamlarda yaşamaktadırlar.

20. yüzyıldan itibaren tarım kentlerde kaybolmaya başlamış ve küçük tarımsal faaliyetler kentliler tarafından göz ardı edilerek kent dışına taşınmıştır. Metropoliten alanların en yoğun bölgelerinde bile çok sayıda kentsel tarım faaliyetleri için potansiyel alanların bulunmasına rağmen, taze besinlerin yüzlerce ve hatta binlerce kilometre yol kat ederek tüketicilere ulaşması, tazeliği, aroma ve besin değerinin yitirilmesine sebep olmaktadır.

Gıda erişilebilirliği insan yerleşiminde her zaman en önemli etkenlerden biri olmuştur ve bundan dolayı gıda kaynakları ilkel yerleşimlerde kentsel yapıyla doğrudan bağlantılı olarak yer almıştır. Endüstriyel gelişmeler, tarım ticareti, ucuz taşımacılık ve gıda koruma teknolojilerinin ortaya çıkmasıyla birlikte tarımsal arazi ve pazarlar arasındaki mesafe hız ile artarak bugün mevcut yapılaşmış çevrenin biçiminden dolayı, gıda üretim sistemlerine kentsel alan içinde yer verilmemektedir (Gorgolewski ve diğerleri, 2011).

Gıda üretimi konusu tarih boyunca öncü modernist plancı ve teorisyenler tarafından sorgulanmıştır. Bu soruna ilk olarak dikkat çeken yaklaşım ise Ebenezer Howard’ın Bahçeşehir teorisi olmuştur. Howard’ın tüm şehir önerilerinde arazinin 5/6’i tarımsal faaliyetlere ayrılmıştır (Howard, 1965). Howard’ın ideal kenti, 1902 yılında yayınladığı “Garden Cities of To-Morrow” kitabında ve ayrıca çizdiği diyagramlarda ortaya çıkmaktadır. Howard genellikle şehir ve tarımın karışımından oluşan bir kenti ideal kent olarak göstermiştir. Kent ve tarım arasındaki ilişki Howard gibi 20. yüzyılın başlarında öncül bir teorisyen olan Patrick Geddes’in çalışmalarının da temel fikrini oluşturmuştur. Geddes’in arazi kullanım kesiti kavramı (transect), üretim alanları ve şehir merkezlerinin ilişkisine açıklık getirmek amacıyla ortaya çıkmıştır (Geddes, 1915).

Genel olarak tarımın önemi, birinci ve ikinci dünya savaşları süresince teorisyen, tasarımcı ve plancılar tarafından vurgulanmıştır. Tamamen farklı bir yaklaşımı olan Frank Lloyd Wright, tarımı düşük yoğunluğa sahip Broadacre City’de kent ile bütünleştirmiştir (Wright, 1958). Benzer bir biçimde Le Corbusier 1922 yılında Contemporary City önerisinde kenti üç farklı gıda üretim alanına bölmüş ve arazinin yönetim ve kontrolü için bir model önerisinde bulunmuştur (Le Corbusier, 1987).

İkinci dünya savaşı sırasında çeşitli ülkelerde kentsel mekanların üretim alanlarına dönüşmesiyle birlikte, gıda üretiminde yeterlilik ve sürekliliğin sağlanması için planlamaya dayalı bir sistemin gerektiği, yönetimler ve halk tarafından benimsenmiştir. “Potager” veya sebze bahçelerinden “Victory” veya zafer bahçelerine ve hatta günümüzde var olan ve büyük ölçüde gıda üreten Havana (Küba) şehir bahçelerine kadar tarih boyunca kentsel gıda üretiminin, sürdürülebilirliği sağladığı görülmektedir. Kavramsal açıdan gıda üretiminin kent işlevleriyle bütünleşmesi yaklaşımı ikinci dünya savaşı sonrası hızla kaybolan bir yaklaşım olmuş, tarıma dayalı ticaret ve üretim alanlarının kentlerde azalmasıyla birlikte bu faaliyetler kişisel ölçüde devam etmiştir. Bu sürecin sonucunda ise batı kentlerinin tasarımı ve master planlarında,  gıda üretimi için öngörülen mekanlar tasarımcı, plancı ve yöneticiler tarafından göz ardı edilmiştir. Tarımsal politikalar küresel pazarlara yönelik değişime uğramış ve tarım, kentsel politika ve tasarım arasındaki ilişki tamamen kaybolmaya başlamıştır.

Şehirlerin gıda kaynaklarından ayrımı bugün dünyada karşı karşıya kaldığımız çok sayıda sorunun temel kaynağıdır. İklim değişiklikleri, enerji kaynaklarının güvenlik sorunu, yoksulluk ve sağlık sorunları bunlardan bazılarıdır. Mevcut endüstriyel gıda üretim sistemlerinde doğal çevrenin zarar görmesi, tarımsal ürünlerin düşük besin kalitesi ve gıda taşımacılığında kat edilen uzun mesafelerden dolayı yüksek oranda enerji tüketimi bu sistemlere yönelik eleştirilere yol açmaktadır. Petrol gibi ucuz enerji kaynaklarının tükenmesi, gıda üretimini büyük ölçüde etkilemektedir ve bundan dolayı geçmişten bugüne üretim biçimi sürekli değişmekte olup, kimyasal ve koruyucu maddeler üretime dahil edilerek gıda sağlığı tehlike altına girmektedir. Gıda üretim garantisinin giderek zorlaştığı, üretimin pahalı olduğu ve taşımacılık yöntemlerinin çevreye zarar verdiğinden dolayı yerel üretim sistemlerinin desteklenmesi, şehirleri gıda krizi durumlarına karşı esnek kılabilmektedir.

Kentsel tarım ayrıca sosyal eşitlik ve ekonomik açılardan da değerli bir araç olmaktadır. Genel olarak kentsel tarım gıda üretim faaliyetlerini, belli sayıda var olan üretim tesislerinden, çok sayıda bulunan kent sakinlerine devretmeyi öngörmektedir. Yerel gıdanın üretimi, işlenmesi, satış, pişirme ve geri dönüştürülmesi gibi faaliyetler ekonomik olarak aileler için gelir sağlayan, sosyal katılım ve bağdaşlaşmayı destekleyen ve ayrıca beslenmenin kültürel yönlerini ortaya çıkaran etkenler olmaktadırlar. Bu konuda yönetimler ve sivil toplum kuruluşları tarafından sağlık, beslenme ve kültür konularında gereken eğitim ve alt yapı olanaklarının sağlanması önemli bir role sahip olmaktadır.

Bu çalışmada yaratıcı ve uyarıcı tasarım önerilerinin geliştirilmesiyle, kent içinde bulunan  çeşitli potansiyel alanların, düzensiz ve karışık alanlar durumundan, yeşil, yenilebilir ve çekici alanlara dönüştürülmesi, kullanıcıların estetik açıdan tatmini, mevcut çevresel ve sosyal sorunlara karşın gıda zincirinin kısaltılıp güçlendirilmesi, üretim ve dağıtım hizmetlerini yerel kaynaklar ve pazarlara yöneltmek ve bu süreçte yerel farkındalık ve bilincin yanı sıra ekonomiyi de güçlendirerek, toplumun çevresel ve sosyal gereksinimlerine yönelik yaratıcı yöntemlerin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır.

Kentsel tarımın tarihsel serüveni

Planlamanın kentsel tarıma yönelik destekleyici veya önleyici yaklaşımlarına rağmen, kentsel tarım yüzyıllarca çeşitli süreçlerde kent hayatının bir parçası olmuştur. Özellikle ABD’de sömürge döneminden itibaren tarım, kentlerin ekonomik büyümesinin temel kaynağı olarak planlamaya dahil edilmiş, 19. yüzyılın sanayileşmesi sonucunda kentsel arazinin dışında bırakılmasına rağmen, 20. yüzyılda savaşlardan dolayı ortaya çıkan ekonomik, psikolojik ve nüfus kaybı gibi sorunları aşabilmek amacıyla boş kentsel araziler üzerinde kent bahçeleri olarak devam etmiştir.

Gıda üretimi faaliyetleri sömürge yerleşimlerin temel ekonomik kaynağı olarak, Kuzey Amerikan eyaletlerinin eski kentlerinde, plancılar tarafından merkezi alanlara yerleştirilmiştir. 19. yüzyılın sanayileşmesinden dolayı, tahıl ve et ağırlıklı tarımsal faaliyetlerin büyük ölçüde kent dışı arazilerde yapılması çiftçilerin rekabet güçlerinin kaybolmasına yol açmıştır. Ayrıca büyük marketlerin yaygınlaşmasıyla kentliler artık kendi gıdalarını üretmekten vazgeçip, ticari pazarlara yönlendirilmişlerdir. Bunun sonucunda kentsel tarım bir gereksinim olarak kent sakinleri tarafından uygulanmaktansa, rekreatif faaliyetler şeklinde devam ettirilmiştir. Büyük şehir parkları değişik tarımsal özelliklerle dönemin plancıları tarafından tasarlanmıştır.

1893 yılında yaşanan ekonomik kriz sonrası ortaya çıkan işsizlik ve yoksulluk, kentsel tarımın ekonomik yönlerini ön plana çıkarmıştır. Örneğin 1894 yılında Detroit belediye başkanı Hazen S. Pingree tarafından uygulanan boş arazi değerlendirme programı kapsamında “Potato Patches” adlı kent bahçeleri şehir içi alanlarda yer almıştır. İki yıl içerisinde Detroit’ta yaşayan halkın yarısı çeşitli büyüklükte ve genellikle kent çeperlerinde bulunan kent bahçelerinde kendileri için gıda üretmeye başlamışlardır. Detroit tecrübesi hızlı bir şekilde yayılarak diğer şehirlerde de uygulamaya geçmiş, Philadelphia halkı tarımdan gelen üretim fazlasını pazarlara taşıma amacıyla “Vacant Lot Cultivation Association” adlı bir tarım derneği oluşturmuşlardır. 1898 yılında “New York Association for Improving the Condition of the Poor” tarafından yayınlanan raporda söz konusu faaliyetlerin ABD’nin 19 şehrinde uygulandığı bildirilmiştir (Lawson, 2005). Ayrıca bu çalışmalar, kent tarımını dünya savaşları ve “Büyük Bunalım” sırasında harekete geçirmek için halk arasında temel oluşturmuştur (Hodgson ve diğerleri, 2011).

Birinci ve ikinci dünya savaşları süresince yaşanan gıda kıtlığına karşı ve ayrıca Amerika halkına moral desteği vermek üzere hükümetin kentsel ve kırsal alanlarda tarımı desteklemesi sonucu “savaş bahçeleri” veya “savunmak için gıda bahçeleri” olarak da bilinen “zafer bahçeleri”  ilk kez ortaya çıkmıştır (Vitiello ve diğerleri, 2011). 1930’lı yıllarda “zafer bahçeleri” ve “bunalım bahçeleri”, Büyük Bunalım döneminde devletin uyguladığı en kapsamlı kentsel tarım çalışmaları olarak nitelendirilen kurtarma programlarının bir parçası olmuştur. 1943 yılında özel bahçeler, çatılar, kent parkları ve boş arazi dahil olmak üzere, ülke çapında 20 milyonun üzeri kent bahçesi oluşturulmuştur. Bu sayıda kent bahçesi 9-10 milyon tona yakın, ülkenin yıllık sebze ve meyve üretiminin % 41’i kadar sebze ve meyve üretmiştir (Reinhardt, t.y.). Belirli sayıda “zafer bahçesi” bugün hala korunmaktadır. Örneğin “Boston’s Fenway Victory Gardens” olarak bilinen ve geçmişte 2 bin 500 aile tarafından kullanılan bahçe, bugün 500 parsellik bir kent bahçesi olarak yüksek kesime hizmet vermektedir (Kaufman ve Bailkey, 2000).

İkinci dünya savaşı sonrası ekonomik büyüme ve şehirlerin hızlı yayılması sonucu, kentsel tarım şehirlerden uzaklaştırılmış, 20. yüzyılın ortalarında ise  kentlerin zoning kodlarında, artık tarım bir şehirsel arazi kullanımı olarak tanımlanmamanın yanı sıra, gelişmekte olan konut alanlarının şehir içi tarımsal araziler üzerine yerleşmesiyle kentsel tarım özellikle modernist plancılar tarafından  şehir yaşamının dışında bir faaliyet alanı olarak görülmeye başlanmıştır. Ayrıca endüstriyel gelişmeler sayesinde, kimyasallar ve koruyucu maddeler yardımıyla gıda üretimi uluslararası bir faaliyete dönüşerek, artık yerel ölçeğini kaybetmeye başlamıştır. Mevcut modernist planlama yaklaşımlarına rağmen savaş sonrası ortaya çıkan özel sosyo-ekonomik koşullar sonucu kentsel tarımın gelişimi ve yeni nesil tarımsal girişimlerin ortaya çıkması küçük çapta olmuştur. Örneğin 1953 yılında “Philadelphia’s Neighborhood Gardens Association” adlı kuruluş tarafından ABD’nin Philadelphia kentinde yatırımı teşvik eden, ırksal değişim sorunlarını karşılamaya çalışan ve çeşitli kentsel krizlere çözüm arayan sosyal programlar uygulanmıştır.

Günümüz kentsel tarım yaklaşımının temelleri 1970’li yıllarda toplum bahçelerinin metropoliten alanlarda yaygınlaşmasıyla birlikte halk tarafından ABD’de atılmıştır (Hodgson ve diğerleri, 2011). Toplum bahçeleri şehirsel alanlarda bulunan terk edilmiş sanayi tesislerinin değerlendirilmesine, nüfus azalmasının önlenmesine, kent içi büyük boş arazilerin verimli kullanılmasına yol açmış, göç sebebiyle ortaya çıkan sorunlara ve başarısız kentsel yenileme çalışmalarına bir çözüm aracı olarak üretilmiştir (Vitiello ve Nairn, 2009).

Hükümetler tarafından uygulanan destek programları toplum bahçecilik yaklaşımını farklı düzeylere taşımayı başarmıştır. 1977 ve 1996 yılları arasında “ABD Tarım Bakanlığı” tarafından başlatılan “Kent Bahçeleri Programı”, kentlilere tarımsal ve teknik destek veren programlara örnek verilebilir. 1990’lı yılların ortalarında New York ve Philadelphia kentlerinin her birinde gıda ve süs bitkileri sağlayan 1000’den fazla kent bahçesi bulunmuştur (Hodgson ve diğerleri, 2011). Kentlerin savaşlar ve ekonomik krizlerin etkilerinden kurtulmaları ve arsa geliştirme baskılarının artmasıyla, toplumun bahçeciliğe olan ilgisi azalmaya başlamıştır. Bu yıllarda New York’ta gayrimenkul sektörünün hızlı yükselişi sonucunda, söz konusu bahçeler, kamu ve özel sektör ile birlikte plancılar tarafından da arazı kullanımı açısından orta seviyeli ve geçici faaliyetler olarak görülmeye başlamış ve sonuç olarak yüzlerce toplum bahçesi yeni gelişmekte olan faaliyetler ile yer değiştirmiştir. Aynı koşullarda Philadelphia’da da finansal desteğin kesilmesi ve eski toplum bahçe yöneticilerin ölümüyle, kent bahçelerinin sayısı büyük ölçüde azalmış, 1996 ve 2008 yılları arasında gıda üreten kent içi toplum bahçelerinin sayısı 501’den 226’ya inmiştir (Vitiello ve Nairn, 2009). Bazı şehirlerde yaşanan söz konusu değişkenlikler, kamu ve özel kuruluşları, arazi koruma odaklı faaliyetlere yönlendirmiştir. Örneğin 1981 yılında Rhode Island eyaletinin başkenti Providence’ta kurulan “Southside Community Land Trust” geleceğe yönelik kentsel tarım faaliyetlerinin yapılmasını öngörerek, mevcut toplum bahçeleri için arazi kullanımı açısından “değişmez” kararı almıştır (Hodgson ve diğerleri, 2011). Philadelphia’da ise “The Neighborhood Gardens Association” tarafından toplum bahçelerinin mahalle ve kamusal mekanlarda arttırıcı etkilerinden dolayı şehir merkezinde arazilerin korunduğu görünmektedir (Vitiello ve Nairn, 2009). Seattle’da 1974 yılından beri faaliyet gösteren, “P-Patch” olarak bilinen toplum bahçeleri, halen 70’den fazla bahçe ve 2000 parsel sahibiyle, toplum bahçeleri arasında en başarılı örneklerdendir. P-Patch adı ise 1973 yılında ilk bahçe olarak ortaya çıkan “Picardo Farm” adından gelmektedir (Hucka, 2004). Chicago’da ise 1996 yılında kent yönetimi tarafından 60 toplum bahçesini kapsayan “Komşu Alanı” adlı arsa koruma çalışması uygulamaya girmiştir.

Çeşitli boyutlarıyla kentsel tarım

20. yüzyılda yapılan çalışmalara rağmen kentsel tarım bugün hala geçici ve orta seviyede arazi kullanım biçimi olarak çok sayıda kent yönetimi tarafından tanımlanmaktadır. Bugün ABD’de yapılan kentsel tarım faaliyetleri genellikle yerel ve şehir ölçekli olarak, vergiden muaf ve kar amacı gütmeyen örgütler tarafından yürütülmektedir. Söz konusu örgütler şehir çapında tarımı destekleyen programlar yürütmenin yanı sıra, gerekli araç ve malzemenin sağlanması, gençler için özel eğitim programlarının sunulması, yerel tarım ticaret ağının yaygınlaşması ve göçmenlere yönelik tarımsal ve pazarlama becerilerinin geliştirilmesi gibi alanlarda faaliyet göstermektedirler. Kentsel tarım bugün özel bahçeler ve toplum bahçelerini kapsamanın dışında, daha geniş çaplı bir alan olarak tanımlanmakta, genellikle yerel tüketim ve satış amaçlı meyve, sebze, hayvan ve balık yetiştirme faaliyetlerini içermektedir. Sistemin daha bütünsel bir yaklaşım çerçevesinde ele alınmasının temel nedeni, kentsel tarımın büyük bir gıda ağı ile ilişiği ve çeşitli ekonomik, sosyal ve çevresel kaynaklarla etkileşimidir. Kentsel tarım; “Kent içinde ve kent çeperlerinde yapılan tarımsal faaliyetleri, metropollerin merkezi alanlarında gıda ve diğer ilgili ürünlerin üretim, dağıtım ve pazarlamasını kapsamaktadır. Geniş çaplı bir bakışta ise, söz konusu çalışmalar toplumsal gıda güvenliğini, mahalle ve komşuluk gelişimini, çevresel sürdürülebilirliği, arazi kullanımı planlamasını, tarım ticaret ağları ve gıda ağlarını, tarımsal arazilerin korunmasını ve diğer ilgili konuları içermektedir.” (Community Food Security Coalition, 2007)

Kentsel tarımı kavramsal açıdan yapılandıran bileşenler kapsamlı bir araştırma sonucu, Mougeot (2000) tarafından açıklanmıştır. Söz konusu bileşenler ekonomik faaliyet türleri, gıda ve gıda dışı ürün kategorileri ile ilgili alt gruplar, kent içi ve kent etrafında bulunan alanların konumu, uygulama alanlarının tipolojisi, üretim sistemi türleri, üretimin ölçeği ve ürünlerin varış noktaları olarak gruplandırılmıştır. Kentsel tarım çeşitli şekillerde yapılabilmektedir. Bu çalışma kapsamında kentsel tarım ticari, ticari olmayan ve hibrit uygulamalar olmak üzere üç grupda ele alınmaktadır.

Ticari olmayan uygulamalar, özel, toplumsal, kurumsal, gösteri ve gerilla bahçeleri, yenilebilir peyzaj uygulamaları, hobi olarak yapılan arıcılık ve kümes hayvancılığı; ticari uygulamalar ise pazara yönelik yapılan uygulamaları, ayrıca kentsel ve kent çeperlerinde bulunan çiftlikleri, arıcılığı, topraksız ve hidroponik sistemleri ve gıda ürünlerinin işlenme, dağıtım ve satışı için gerekli donanım, malzeme ve alt yapıyı kapsamaktadırlar. Hibrit uygulamalar ise gıdanın üretimi, işlenmesi, dağıtımı ve pazarlamasından oluşan sosyal faaliyetler, ayrıca sosyal, ekonomik veya çevresel amaçlara yönelik çeşitli kurumlar tarafından yapılan ücretsiz eğitim faaliyetlerini kapsamaktadır.

Ayrıca perakende satışına yönelik tarla, çiftçi pazarları, çiftlik üyeleri ve yerel perakende ticaret birimleri yoluyla ekonomik faaliyetler yapılabilir. Bu kategoride çocuklar, gençler, yetişkinler, evsizler veya suçlular gibi özel gruplara yönelik eğitim programları sağlanabilmektedir (Hodgson ve diğerleri, 2011). Kentsel tarımın devamlılığının sağlanması için yardımcı yapı ve malzemeler, dağıtım, gıda işleme olanakları ve perakende satış noktaları gibi alt yapı çalışmaları gerekmektedir. Örneğin kirletilmemiş toprak, kompost ve su kaynaklarının yanı sıra yardımcı malzemeler, ayrıca ticari kentsel tarım için işleme olanakları, dağıtım şebekeleri ve doğrudan satış noktaları da gerekmektedir. Kentsel tarım yerel ölçekte toplumun gıda ihtiyaçlarını karşılamanın yanı sıra, çevresel sürdürülebilirlik, sağlık, beslenme ve sosyal etkileşim gibi farklı boyutlarda da arttırıcı etkilere sahiptir. Ayrıca yerel ölçekte gıda üretim faaliyetleriyle ilgili iş olanakları sağlayarak, ekonomik gelişimi, toplumsal katılımı, bütünleşmeyi ve  güçlenmeyi desteklemektedir.

Son yıllarda WHO, FAO, UNICEF ve APA gibi çeşitli örgüt ve kuruluşlar tarafından yürütülen araştırmalar, kentsel tarımın, taze sebze ve meyvelere erişilebilirliği arttırarak, özellikle gıda erişiminin sınırlı olduğu düşük gelirli aile ve kişiler için, sağlıklı ve maddi olarak karşılanabilir gıdanın sağladığını göstermektedir. Kentsel tarım sağlık programları ve beslenme konularında bilinçlendirme uygulamaları vasıtasıyla ayrıca toplumsal farkındalık oluşturmaktadır (Bellows ve diğerleri, 2004). Örneğin “Denver Urban Gardens” tarafından yürütülen “Aurora” ve Colorado’da konumlanan “DeLaney Community Farm” projesi, taze meyve ve sebze erişimini sağlamanın yanı sıra düşük gelirliler ve bölgedeki diğer yaşayanlar için beslenme  konusunda eğitim olanakları sağlamaktadırlar. Eğitim programları gıda üretimi ve tüketimi sürecinde yetiştirme, hazırlama, pişirme ve paylaşım gibi konularda kapsamlı bir deneyim sunmaktadırlar.

Kentsel tarım ayrıca terepatik açıdan da değer taşımaktadır. Örneğin Manhattan’a 80km uzaklıkta New York’un kuzeyinde Garrison bölgesinde bulunan “Renewal Farm” bir kent çeperi bahçesi olarak, uyuşturucu bağımlıları ve alkolik kişilere yönelik iyileştirme programları sunmanın yanı sıra, etrafta bulunan restoranlara da gıda sağlamak amacıyla çeşitli sebzeler yetiştirmektedir.

Kentsel tarım, doğrudan pazarlama stratejileri ve toplum bahçeleri ile farklı etnik kökenler ve yaş grupları arasında bulunan ilişkileri, toplumsal katılımı, sosyal etkileşimi güçlendirerek, sağlık ve çevre konularında da sağladığı eğitimler ile pozitif etkiler yaratabilmektedir (Hodgson ve diğerleri, 2011). Öte yandan doğrudan pazarlama stratejileri, çiftçiler ve tüketiciler arasında iletişim kurarak, toplumsal ölçekte ekonomik güvence sağlamaktadır. Kentsel tarım  toplumsal gelişmeye yönelik karşılıklı sorumluluk, güven, paylaşım, huzur ve dostluk sağlayarak, ayrıca boş arazilerin yeniden kullanılması açısından da bir alternatif oluşturmakta ve bundan dolayı suç işleme, yasadışı çöp yığma,  yangın ve benzeri gibi toplumda tehlike oluşturan olasılıkları azaltmaktadır (Lyson, 2005; Teig ve diğerleri, 2009; Bellows ve diğerleri, 2004; Kaufman ve Bailkey, 2000; Veenhuizen, 2006).

KATEGORİ  TÜR AÇIKLAMA
TİCARİ OLMAYAN Özel Bahçeler Tek veya çok aile konutlarının ön veya arka bahçe, çatı, balkon, duvar kenarı, cam kenarı ve bodrumlarında gıda üretimi veya kişisel çalışma olarak yapılan faaliyetlerdir. Üretilen ürünler genellikle kişisel tüketim için kullanılmaktadır.
Toplum Bahçeleri Küçük veya orta ölçekli gıda üretme ve süs bitkileri yetiştirme bahçeleri olarak, bitişik veya ayrık parseller halinde konut bölgeleri, kamu veya özel araziler üzerinde gruplar tarafından ekilip, biçilmekte ve yönetilmektedir.
Kurumsal Bahçeler Küçük, orta veya büyük gıda üretme, süs bitkileri veya meyve bahçeleri olarak özel veya kamuya ait kurumların arazilerinde kurum veya işyeri tarafından ekilip, biçilip ve yönetilmektedir. Çalışmalar eğitim, terepatik veya kamusal hizmet amacıyla yapılıp, üretilen ürünler bağış ve kişisel tüketim için kullanılmaktadır. Yerel yönetimin yasalarına bağlı olarak satış doğrudan bahçe içinde, pazarlarda veya kuruma ait mağazalarda yapılmaktadır.
Gösteri Bahçeleri Küçük gıda üretim bahçeleri olarak özel veya kamusal alanlarda topluma gösteriş için yerel hükümet, kurum veya işyerleri tarafından yapılmaktadır. Üretilen ürünler genel olarak bağış için toplanılmaktadır.
Yenilebilir Peyzaj Tasarım Konut, ticaret ve karma kullanımlı alanlarda gıda üretim çalışmaları dış mekanların tasarımında şahıslar veya işyerleri tarafından peyzaj objeleri olarak kullanılmaktadır. Üretilen ürünler genel olarak kişiler tarafından tüketilmektedir.
Gerilla Bahçeleri Kişi veya gruplar tarafından izinsiz olarak, terkedilmiş veya boş alanlarda gıda üretimi veya süs bitkileri yetiştirme faaliyetleridir. Üretilen ürünler genellikle mahallenin yeniden canlandırmasına yönelik kullanılmaktadır.
Hobi Amaçlı Arıcılık Kişisel kullanım için ufak boyutta özel bahçe, arsa, parklarda veya çatılarda yapılmaktadır. Üretilen ürünler kişisel tüketim, eğitim veya bağış için kullanılmaktadır.
TİCARİ Pazara Yönelik Tarım Özel veya kamusal arazilerde toprak içi, topraksız, konteynır ve hidroponik sistemler gibi çeşitli üretim tekniklerini kullanarak ticaret amaçlı küçük, orta ve büyük ölçekli gıda üretimi veya süs bitkileri yetiştirme, arıcılık, su ürünleri, kümes hayvancılığı ve büyükbaş hayvancılık olarak yapılmaktadır. Üretilen ürünler alan içi, pazarlarda veya mağazalarda satılmaktadır.
Kent Çiftliği Genellikle Pazar çiftliklerinden daha büyük ölçekte gıda üretiminin yanı sıra süs bitkilerinin yetiştirildiği, arıcılık, su ürünleri üretimi, kümes ve küçük/orta büyüklükte haynacılığın da yapıldığı ve ürünlerin ticaret amacıyla üretildiği alanlardır. Üretim teknikleri çeşitli yatay ve dikey sistemlerden oluşarak toprakta, topraksız, konteynır ve hidroponik yetiştirme sistemleri içermektedir. Üretilen ürünler genel olarak çiftlikte veya çiftlik dışı tezgahlarda, pazarlarda veya mağazalarda satılmaktadır. Çiftliklerin yeterli büyüklükte olduklarında ise dağıtım modeli için, “Community Supported Agriculture’ (CSA) veya Toplum Destekli Tarım yapılabilmektedir. Söz konusu modelde tarımsal faaliyetler tüketicilerce tarım sezonunda yapılmakta ve bu kişilerin tarımının içerdiği risklerede de ortak olmaları gerekmektedir.

Çizelge 1: Kentsel tarımın tipolojileri, 2011 APA Raporu verileri kapsamında düzenlenmiştir.

Örneğin ABD’nin Connecticut eyaletinde New Britain kentinde bulunan “Urban Oak Organic Farm” eski sanayi alanı üzerinde kurularak, etrafında bulunan mahallenin yeniden canlandırmasında önemli rol oynamaktadır. Organik bahçecilik, sürdürülebilir tarım, organik tarım teknikleri, organik gübre üretimi ve diğer ekolojik tarımsal yöntemler konularında mahalle sakinleri ve okullar için eğitim kursları sunmaktadır. Ayrıca çiftliğin içinde ve etrafında çiftçi pazarları kurularak toplumsal açıdan da mahalle sakinleri arasında ilişkiler pozitif yönde ilerlemektedir (Hersh ve diğerleri, 2010).

Kentsel tarım birçok ekonomik fırsat sunabilmektedir. Kamusal alanların bakım giderlerinin azaltılması, yerel istihdam ve gelir sağlayıcı fırsatların artması, kullanılmayan kaynakların işlenmesi (örn. çatılar, yol kenarları, kamu hizmetlerine ayrılan yerler ve boş araziler), mülk değerlerinin artması gibi konularda etkin olmakta, ayrıca işletme tesisleri, restoranlar, çiftçi pazarları, ulaşım ve dağıtım teçhizatları gibi unsurlar vasıtasıyla çoğaltıcı etkiler yaratabilmektedir (Veenhuizen, 2006; Kaufman ve Bailkey, 2000). Tüketime yönelik üretimin yapılması, hane için gıda masraflarını azaltarak, gelirin farklı şekillerde harcanmasına izin verebilmektedir. Örneğin, Philadelphia’daki toplum ve gerilla bahçeleri 2008 yılında yaz sebzelerinden $4.9 milyonluk yani tüm Philadelphia’nın çiftçi pazarları ve kent çiftliklerinin toplam üretiminden daha fazla bir gelir elde etmiştir (Vitiello ve Nairn, 2009).

New York kentindeki bahçelerle ilgili olarak yapılan bir araştırma, bahçenin açılmasından 5 yıl içerisinde, çevredeki mülklerin değerinin % 9.4’e kadar arttığını ve artmaya devam ettiğini göstermektedir. Bu araştırmaya göre yoksul mahalleler değer artışını daha çok hissetmiştir. Bunun yanında, toplum bahçelerinin 20 yıllık bir dönemde bahçe başına $500,000 kadar bir vergi geliri getirdiğini gözlemlenmiştir (Voicu ve Been, 2008). St. Louis, Missouri’de 54 toplum bahçesinin mahallelere olan etkilerini değerlendiren farklı bir araştırma, bahçenin açılmasından sonra, ilgili sayım alanının yakın çevresindeki ortalama kira ve konut giderleri ve ev sahipliği oranının arttığını ortaya koymaktadır (Voicu ve Been, 2008).

Kentsel tarım çevre yönetimi açısından, özellikle kirlenmiş arazilerin üretken bir biçimde yeniden kazandırılmasında katkıda bulunabilmektedir. Artan bitki örtüsü sayesinde, kentsel tarım yağmur suyu akıntıları ve hava kirliliğinin azaltılmasına katkıda bulunurken, kentsel biyo çeşitliliği artırmakta olup, türlerin korunmasına yardımcı olmaktadır (Kaufman ve Bailkey 2000; Veenhuizen 2006). Kentsel tarımın çevresel boyutları sınırlı sayıda olan projeler dışında bugüne kadar sayısallaştırılmamış ve analiz edilmemiştir. Kentsel tarıma olan ilgi artmaya devam etmek ile birlikte, yerel yönetimler söz konusu faydaların belgelendirilmesinde üniversiteler ve yüksek öğretim kurumlarıyla ortaklıklar kurarak, konu ile ilgili araştırmaların ilerlemesinde etkin rol alabilmektedirler.

Kentsel tarım çeşitli ekonomik, sosyal ve çevresel yararların yanı sıra sağlık ve çevresel açılardan riskler içerebilmektedir. Kentsel tarım faaliyetlerinin sanayi, trafik ve diğer kirletici unsurlara olan yakınlıkları söz konusu  risklerden örneklerdir. Tarımsal faaliyetler için kullanılan toprak ve su, sanayi atıkları ve ağır metaller, asitler ve bazlar, asbest, solventler veya patolojik organizmalar ile kirlenme riskini taşımaktadır. Alanın değerlendirme, temizleme veya karantina işlemlerinde eksiklik veya yetersizlik görülmesiyle, kirlenmiş toprak ve suya temas veya kirlenmiş gıdaların tüketilmesi yoluyla üreticiler ve tüketiciler ciddi sağlık tehditleriyle karşı karşıya kalabilmektedirler  (Tixier ve Bon 2006).

Gübre tesislerinin uygun olmayan biçimlerde yönetilmesi, kimyasal gübre ve ilaçlamanın kullanımı, bilinçsiz yapılan hasat, yetiştirme, hayvan ve kuş bakım uygulamaları gürültü ve koku sorunlarına neden olabilir. Söz konusu risklere karşı düzenleyici yapılandırmanın öngörülmesi, kentsel tarımın diğer arazi kullanım biçimlerine fayda sağlamasının yanı sıra, toprak kullanımı, suya erişim kısıtlamaları ve yetersiz fonlama, kentsel tarımın başarısı konusunda ciddi riskler ve sorunlar oluşturabilmektedir (Hodgson ve diğerleri, 2011). Kentsel tarım aynı zamanda arazi kullanımı konusunda anlaşmazlıklara neden olabilmektedir. Ayrıca birçok kentsel tarım faaliyeti kamuya açık şekilde yapılmakta olduğundan dolayı mülk, gıda veya teçhizatın vandalizme uğrama tehlikesi ile potansiyel bir tehdit olarak devamlı karşı karşıya kalmaktadır. Söz konusu tehditler, genellikle kentsel tarımı sınırlayamamıştır.

ALT YAPI BİLEŞENLERİ AÇIKLAMA
Yardımcı Yapı ve Malzemeler
Yetiştirme Topraktan kaldırma, konteynır ve benzeri yetiştirme sistemleri; ekim ve dikim hazırlık evleri ve benzeri yapılar; seralar ve üretim sezonunu uzatmaya yardımcı olan benzeri yapılar; hidroponik sistem gereksinimleri.
Sulama Hortum, kova, varil ve diğer bahçe veya çiftlik sulama ekipmanları
Kompost Çöp kutusu, solucan, elek ve malzeme girdisi (ev, restoran, gıda hizmetleri, bahçe çöpleri), gübre.
Arı, Kümes ve Büyükbaş Hayvanlar Arı kovanları, kümes, kafes, ahır ve ambarlar; çit ve diğer kuşatma malzemeleri.
Balık ve Su Ürünleri Suya dayalı faaliyetler için ekipman ve yapılar.
Depolama Baraka, hangar, kuru ve soğuk depolama odaları ve benzeri yapılar.
Alanda Satış Tezgah, perakende satış mağazaları ve benzeri yapılar
Diğer Banklar, gölgelik ve çadırlar, dinlenme olanakları, idari işler alanları, piknik masaları, çocuk oyun alanları, ve diğer yapı ve mekanlar.
Gıda İşleme Olanakları
Toplum Mutfakları Gıdanın hazırlanması, korunması veya paketlenmesi için ortak kullanımlı kısmi veya tamamen donatılmış mutfaklardan oluşmaktadır. Ticari olmayan donatılar kişisel tüketime yönelik kullanılıp,  kilise, toplum merkezi veya serbest alanlar gibi çeşitli işlevler içeren alanlarda yapılabilmektedir. Ticari işletmeler ise, ürünlerin işlenmesi, korunması, paketlenme ve   perakende satış noktalarına taşınması gibi konularda etkin role sahip yapılardır.
Toplumsal Gıda İşleme Merkezi Kent sakinleri tarafından kiralanabilir çeşitli ekipmanlarıyla küçük ölçekli donatıdır. Kentliler için kendileri tarafından üretilen ham gıdaların işlenmesi, paketlenme,  perakende satış noktalarına taşınma ve katma değer getirilerin elde edilmesi gibi konularda önemli bir etkendir.
Dağıtım
Gıda Merkezi Çeşitli üreticilerin ürünlerini taşıma araçlarından indirip, alıcıların ürün yüklemeleri için yapısal açıdan olanak sağlayan, ayrıca yerel ürünlerin satışı için perakende alışveriş imkanı sunan; online olarak üretici, satıcı ve alıcıların buluşma yeri niteliği taşıyan merkezi fiziksel ve sanal yapılar.
Perakende Satış Noktaları
Çiftlik İçi/Kapısında Tezgahlar Küçük perakende satış yerlerinde satış işlemleridir. Tüketicilere yönelik tek bir çiftçi tarafından bahçe veya pazar yerinde ve kent veya kent çeperi çiftliklerinde doğrudan  yapılmaktadır.
Çiftçi Pazarları Tüketicilere doğrudan satış yapma amacıyla çeşitli çiftçiler tarafından perakende satış olarak belirli ve sabit bir alanda yapılmaktadır.
Toplum Destekli Tarım Üretici-tüketici ilişkilerinde doğrudan satış ve dağıtıma dayalı, ortak harcama, ortak sorumluluk ve ortak riskleri vurgulayan bir modeldir. Üreticiler ekim sezonu başlangıcından itibaren tarım alanlarını kişiler veya aileler ile paylaşıp, haftalık veya iki haftalık aralıklara tarım sezonu boyunca üretilen ürünleri ortakların evleri, işyerleri veya belirli aktarma noktalarına ulaştırmaktadırlar.
Gıda Kooperatifleri Üye-sahipliliği, üye-denetmenliği ve yönetimi altında yapılan gıda üretim işlemleri, genellikle  üretici ve tüketici ilişkilerinden oluşan bir sisteme sahiptir. Üyeler için belirli üyelik ücretleri veya kooperatif için çalışmak vasıtasıyla ürünlerin indirimli fiyatlarla doğrudan alış işlemini tasarlanmış mağazalarda sağlamaktadır.
Diğer Restoranlar, Catering işletmeleri, barlar, mobile gıda hizmetleri, küçük veya büyük mağazalar.

Çizelge 2: Kentsel tarım uygulamaları için gerekli alt yapı bileşenleri, 2011 APA Raporu kapsamında yeniden düzenlenmiştir.

Bu gibi tehditlerin azaltılması için, kentsel tarımda araç gereç ve teçhizatın koruma altına alınmasına dikkat edilmesi gerekmektedir. Çiftliklerin çoğu çitlerle çevrili olsa da, işletmeciler çevre halkına kapının açılması ve alanın gezdirilmesiyle güvenlik hissinin pekiştirilebileceğini öğrenmiştirler. Aynı şekilde kent çiftlikleri ile birlikte, komşuların toplum için faydalı olduğunu düşündükleri bir şeyi korudukları, “sokaktaki gözler” fenomeni kentsel tarım alanları için de gözlemlenmiştir (Nordahl, 2009).

Bu gibi çözümlerin yeterli olmadığı durumlarda, kentsel tarım kuruluşları yerel güvenlik güçleriyle ortaklık kurup, çiftlik veya bahçelerinin tasarımında özel uygulamaları izleyebilmektedirler. Sigortaya yatırım yapmak, çalınan veya zarar gören araç gereçlerin yerine konması için diğer bir yol olmaktadır, ancak olumlu toplumsal ilişkilerin oluşturulmasının yerini başka araçlar tutamamaktadır. Örneğin Milwaukee’nin Lindsay Heights mahallesinde yer alan “Walnut Way Çevre Koruma” firmasının çevrilmemiş hibrit kent tarımı bahçeleri, ürün hasadını paylaşan kurum personeli ve komşular tarafından korunmaktadır. Programa dahil olan işletme personeli gündüz ve akşamüstü saatlerinde açık kapı politikası uygulayarak, yemek pişirme, bahçıvanlık, yoga sınıfları ve akşam etkinlikleri düzenlemektedir.

Kentsel tarımın başarısı, geleneksel kırsal tarımda olduğu gibi, çeşitli faktörlere dayanmaktadır (Tixier ve Bon, 2006; Veenhuizen, 2006). Bunlar, iklim, hava koşulları, ışık, böcekler, arazi ve diğer yetiştirme alanları, arazi kullanım hakkı, sağlıklı ve temiz toprak veya diğer yetiştirme ortamı, su, işçilik, işletme fonları, finansal ve teknik destek, tarımsal bilgi ve beceriler, işleme ve taşıma altyapısı, dağıtım kanalları, tüketici talebi, uygun pazarlar olarak sıralanabilir.Yapılan uygulamara yönelik, plancılar ve yerel yönetimler, çalışma alanlarına erişim, arazi kullanım hakları ve politikaları, finansal ve teknik destek fırsatları, tarımsal bilgi ve becerileri artırmak için gerekli eğitim programlarının düzenlenmesi, üretim, işleme, dağıtım ve taşıma altyapısı gibi çeşitli kamusal politikalar ve programlar yardımıyla kentsel tarım konusunda destekleyici rol alabilmektedirler.

Değerlendirme ve sonuç

Tarım ve tarıma bağlı faaliyetler günümüzde büyük ölçüde kentlerden uzak tutulduğundan dolayı, özellikle yüksek yoğunluklu kent merkezleri ve banliyöler, tarımsal gıda üretimi alanlarından yoksun kalmıştır. Söz konusu kentsel alanların en yoğun bölgelerinde bile belirli sayı ve çeşitli ölçülerde kentsel tarım faaliyetleri açısından potansiyel boş arazilerin bulunmasına rağmen, kentlilerin günlük gıda tüketim ihtiyaçları, kimyasal, koruyucu, işleme ve taşıma gibi çeşitli nedenlerden dolayı besin değeri ve tazeliğini yitirmiş şekilde uzak mesafelerden kentlere ulaştırılmaktadır.

Kentsel tarım toplumsal gıda sisteminin bir parçası olarak kırsal alanlar, kent çeperleri, banliyöler ve kentsel alanların bütünleştirilmesinde önemli role sahip olmaktadır. Topluma dayalı gıda sistemleri toplum içinde gıda güvenliği, toplumsal sağlık ve eşitlik, çevresel sağlık ve iyileştirmenin yanı sıra ekonomik olarak da verimli ve dayanıklı ekonomik faaliyet olanakları sağlamaktadır. Kentsel tarımın mekana dayalı olması, ekolojik açıdan duyarlılığı, ekonomik olarak verimliliği, sosyal açıdan bütünleştiriciliği ve gıda üretimi ve erişimi konusunda güven sağlaması, söz konusu yaklaşımın çeşitli yönlerini ortaya çıkarmaktadır. Özellikle post-endüstriyel kentlerde, nüfusun kaçışı ve yatırımların azalması gibi çeşitli etkenlerden dolayı ortaya çıkan büyük ölçüdeki boş araziler, kentsel tarım faaliyetleri için potansiyel alanlar oluşturarak, söz konusu faaliyetlerin yoğun kentsel alanlarda önemli bir arazi kullanım biçimi olarak yeniden değerlendirilmesine yol açmaktadır.

Kentsel tarımın arazi kullanım planlaması gibi çeşitli uzmanlık alanları ile bulunan güçlü bağlantıları kentsel tarımın sosyo ekonomik ve mekansal boyutlarını bütüncül biçimde destekleyerek, sağlıklı ve karşılanabilir gıda erişimi gibi sağlık konularında değerli bir araç ve yenilikçi bir yaklaşım olarak görülmeli ve çeşitli fiziksel, mekansal, sosyal, ekonomik ve çevresel boyutları plancı, tasarımcı ve gıda üreticileri için ortak faaliyet alanları sağlayarak, etkin bir planlama ve tasarım aracı olarak değerlendirilmelidir.

Kaynaklar

American Planning Association (APA)., ( 2007). Policy Guide on Community and Regional Food Planning, Alındığı tarih: 17.09.2011, adres: www.planning.org/policy/guides/adopted/food.htm

Bellows, A. C., Brown, K., and Smit, J., (2004). Health Benefits of Urban Agriculture,  Community Food Security Coalition’s North American Initiative on Urban Agriculture, Alındığı tarih: 11.08.2011, adres: www.foodsecurity.org/UAHeathArticle.pdf

Community Food Security Coalition., (2007). The North American Urban and Peri-Urban Agriculture Alliance, Alındığı tarih: 13.09.2011, adres:  www.foodsecurity.org/NAUPAA_description_Nov_2007.pdf.

FAO.  (1996). Urban agriculture: an oximoron? In The state of food and agriculture,     Food and Agriculture Organization, Rome, 43-57.

Geddes, S. P., (1915).Cities in Evolution, London, Williams and Norgate.

Gorgolewski, M., Komisar, J. and Nasr, J., (2011). Carrot City Creating Places for Urban Agriculture , Random House, Inc., NY.

Hersh, R., Morley, D., Schwab, J. and Solitare, L., (2010). Creating Community-Based Redevelopment Strategies, American Planning Association, Chicago, IL.

Hodgson, K., Campbell, M.C. and Bailkey, M., (2011). Urban Agriculture: Growing Healthy, Sustainable Places, American Planning Association, Planning Advisory Service Report, 563, Chicago, IL.

Howard, E., (1965). Garden Cities of To-Morrow, Cambridge, Mass., M.I.T. Press.

Hucka, J., (2004). Piccardo, Passion and People: 30 Years of P-Patching, Seattle Department of Neighborhoods, Alındığı tarih: 17.09.2011, adres:  www.seattle.gov/neighborhoods/ppatch/aboutPpatch.htm#part1.

Kaufman, J., and Bailkey, M., (2000). Farming Inside Cities: Entreprenneurial Urban Agriculture in the United States,  Lincoln Institute of Land Policy Working Paper, Alındığı tarih: 14.03.2011, adres: www.lincolnist.edu/pubs/dl/95_Kaufmanbaikey00.pdf.

Lawson, L. J., (2005). City Bountiful: A Century of Community Gardening in America, Berkeley, University of California Press.

Le Courbusier, (1987). The City of To-Morrow and Its Planning, New York, Dover Publications.

Lyson, T. A., (2005). Civic Agriculture and Community Problem Solvind, Culture and Agriculture, Cilt 27, sayı. 2, 92-98.

Mougeot, L. J. A. (2000). Urban Agriculture: Definition, Presence, Potentials And Risks, Growing Cities, Growing Food: Urban Agriculture at the Policy Agenda: A Reader on Urban Agriculture, Eds. Bakker, N., Dubbeling, M., Guendel, S., Koschella, U., Zeeuw, H., DSE ZEL, Feldafing, Germany.

Nordahl, D., (2009). Public Produce: the New Urban Agriculture, Washington, D.C.:Island Press.

Reinhardt, C., (n.d). Farming in the 1940s: Victory Gardens, York,Neb.: Wessele Living HistoryFarm, Alındığı tarih: 07.09.2011, adres: www.livinghistoryfarm.org/faremin ginthe40s/crop_ 02.html.

Teig, E., Amulya, J., Bardwell, L., Buchenau, M., Marshall, J. A., and Litt. J. S., (2009). Collective Efficacy in Denver, Colorado:Strengthening Neighborhoods and Health through Community Gardens,  Health & Place, Cilt 15, sayı.4,1115-22.

Tixier, P., and Bon, H. D., (2006). Urban Horticulture, 11, Ed. Veenhuizen, R. V., Alındığı tarih: 16.09.2011, adres: www.idrc.ca/openebook/

UN, (1992). Rio Declaration on Environment and Development, Rio Conference, United Nations, Rio de Janeiro.

UNDP, (1996). Urban Agriculture: Food, jobs and Sustainable Cities, Habitat II Series, United Nations.

Veenhuizen, R. V., (2006). Cities Farming for Feature: Urban Agriculture for Green and Productive Cities, Silang, Cavite (Philippines), International Institute of Rurel Reconstruction and ETC Urban Agriculture. , Alındığı tarih: 05.08.2011, adres: www.idrc.ca/openebook/216-3.

Vitiello, D., and Morley, D., (2011). History of Urban Agriculture in Urban Agriculture PAS Report, 563, p. 10-13, Eds. Hodgson, K., Campbell, M. C. and Bailkey, M., American Planning Asso. Pub., Chicago, IL.

Vitiello, D. and Nairn, M., (2009). “Community Gardening in Philadelphia: 2008 Harvest Report.” Penn Planning and Urban Studies, University of Pennsylvania, Alındığı tarih: 07.09.2011, adres: http://sites.google.com/site/urbanagriculturephiladelphia/home.

Voicu, I., and Been, V., (2008). The Effect of Community Gardens on Neighboring Property Values,  Real Estate Economics, 36, 41-83, Alındığı tarih: 19.09.2011, adres: http://furmancenter.org/files/publications/The_Effect_of_Community_Gardens.pdf.

Wright, F. L., (1945). The Living City, Chicago, University of Chicago Press.

Etkinlikler
 
Yayınlar
 
Diğer Yayınlarımız
 
Video Galerisi
 
Fotoğraf Galerisi
 
 
 
Üye Belediyelerimiz
 
 
Anasayfa ÜyelerimizBirlik HakkındaSKB HaberleriÜye Belediye HaberleriYayınlarFotoğraf Galerisiİletişim Bilgileri
© 2018 Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği. Tüm hakları saklıdır.