AnasayfaÜyelerimizSıkça Sorulanlarİletişim Bilgileri
 

Duyurular

Riva Deresi Koruma Amaçlı Peyzaj Planlaması

Tarih : 5 Eylül 2018

Prof. Dr. Hayriye EŞBAH TUNÇAY

İstanbul Teknik Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi, Peyzaj Mimarlığı Bölümü

Doç.Dr. Fatih TERZİ

İstanbul Teknik Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi, Şehir ve Bölge Planlaması Bölümü

Gökçen ÖZALP

İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Kentsel Tasarım Yüksek Lisans Programı Şehir Plancısı

GİRİŞ

Riva Deresi diğer bir adıyla Çayağzı deresi, Marmara Bölgesi’nin kuzeyinde bulunan bir akarsudur. Kocaeli’nin Gebze ilçesinden doğarak; Beykoz ilçesinde Karadeniz’e dökülür. Akarsu İstanbul ilinin içme suyu ihtiyacının %48’ini karşılayan Ömerli Baraj Gölü’nü oluşturmaktadır. Baraj yapımından sonra Riva Deresi en önemli su kaynağını kaybetmiş ve yavaş yavaş daha durgun akan su konumuna geçmiştir. Çalışma alanı Riva deresinin iki yakası boyunca güneye Ömerli barajına doğru giden bir koridorda zengin biyoçeşitlilik, alan kullanım çeşitliliği ve kültürel peyzaj çeşitliliği barındırmasından ötürü koruma kullanma dengesi içerisinde planlaması ve tasarımı yapılması gereken bir alandır. Havzanın ana akarsuyu olan Riva Deresi, her mevsimde sürekli akışlıdır. Bu dereye bağlanan yan kolların bir kısmı devamlı, bir kısmı ise mevsimliktir. Havzadaki iklim koşullarına göre akarsuların rejimleri değişmektedir. (Koltek, 2018)

Havza sınırları içerisinde Cumhuriyet Köyü Sulama Göleti ve İçme Suyu, Paşamandıra Sulama Göleti ve İçme Suyu, Mahmutşevketpaşa Köyleri Göleti ve İshaklı Köyü Sulama Göletleri yer almaktadır. Göllü köyüne ait gölet başta sulama amaçlı yapılmış olup, sonradan sulama dışında Kılıçlı ve Bozhane köylerinin su ihtiyaçları için de kullanılmaya başlanmıştır. (Garipağaoğlu, 2015).

Bu projenin amacı İstanbul’un en doğal kalmış fakat bir o kadar da kent baskısı ile baş etmeye çalışan bir ilçesi olan Beykoz’un doğusunda yer alan Riva deresinin mansabı ve Cumhuriyet köyünün güneyine kadar olan bölümünün peyzaj koruma ve restorasyon kararlarının ortaya konulması ve bu doğrultuda alanın doğal ve kültürel değerlerini koruma kullanma dengesi içerisinde rekreasyonel, kentsel kırsal kullanımlar şeklinde kurgulayan bir peyzaj ve kentsel tasarım projesini ortaya koymaktır.

AKARSU KORİDORLARI SÜRDÜRÜLEBİLİR TAŞKIN GÜVENLİĞİ VE SU KALİTESİ KORUMA STRATEJİLERİ

Dere koridorları yeşil altyapı oluşturmada en önemli role sahip ekolojik birimlerdir. Kentsel, kırsal ve doğal ortamlarda oldukça uzun mesafeleri ve farklı peyzaj karakterindeki alanları kat ederek içerisinden geçtikleri alanlara pek çok ekolojik, sosyal ve ekonomik faydalar sunarlar. Dere koridorlarının bir bölgeye sunduğu pek çok ekosistem servisi vardır. Bu servisleri sağlamaya devam etmeleri ve kendilerinden beklenen faydaları artırmak için akarsu koridorlarının sürdürülebilir şekilde tasarımı hayati öneme sahiptir. Bu tür koridorların sürdürülebilir tasarımı demek suyun yatağı ve çevresindeki karayı da içeren, genişliği değişiklik gösteren bir koridorda ekolojik süreçlerin devam etmesinin sağlanması ve ayrıca insan ve toplum adına sunacakları fırsatların sürdürülebilir şekilde tasarlanmasıdır.  Ülkemizdeki akarsu koridorları yeşil altyapı sistemleri olarak üzerlerine düşen görevi yerine getirememektedir. Taşkınlar sonucunda çok büyük maddi kayıplar, insan hayatının tehditi ve ekolojik bozulmalar söz konusu olmaktadır. Islah çalışmaları altında yapılan çalışmalarda çıkan sonuç beton kanal içerisine alınmış bir su koridorundan öteye gidememekte, bu yaklaşım ekolojik ve sosyal anlamda yetersiz kalmaktadır. Bu noktadan hareketle Riva Deresi koridorunu daha ekolojik kesitlere taşıyacak, içindeki biyoçeşitliliği artıracak ve taşkın riskinin kontrol altına alındığı tasarımların üretilmesi ana amaçtır. (Eşbah ve ark, 2018)

Burada Q500 debilerinin tutulabildiği daha esnek ve kademeli bir hazne tasarımının yapılması, derin şekilde giden derenin daha geniş bir kesitle etrafı ile iletişimi daha kuvvetli ve insanlarla güvenli etkileşime açık hale getirilmesi temel amaçtır.  Bu kapsamda 4 strateji geliştirilmiştir: 1-Periyodik taşkınları kontrollü olarak serbest bırakma, 2-Yan vadilerdeki pik boşaltımları geciktirme, 3-Nehir yatağını asimetrik olarak genişletme, ve 4- Alternatif boşaltım güzergahı kazarak by pass yapma.

Bu dört stratejiyi Riva deresine uygulayan konsept ve açıklaması Şekil 1’de verilmiştir.

Şekil 1: Riva deresi koruma amaçlı taşkın kontrolü ve su kalitesi stratejileri

RİVA DERESİ KORUMA KULLANMA ZONLARI

 Çalışma alanı sahip olduğu topografya, arazi örtüsü, jeomorfolojik karakter ve Karadeniz kıyı iklimi sayesinde doğa koruma açısından önemli ekosistem ve tür çeşitliliğini ihtiva etmektedir. Ayrıca, Riva deresi ve derenin devamında yer alan Ömerli Havzası İstanbul için son derece kritik öneme sahip ekolojik koridordan biri olup, doğal vantilasyon ve diğer iklim faktörleri bakımından İstanbul’un hava kalitesi için de önemli bir coğrafi oluşumdur. Riva deresinin iki yakası boyunca güneye Ömerli barajına doğru giden bu ekolojik koridor, zengin biyoçeşitlilik, alan kullanım çeşitliliği ve kültürel peyzaj çeşitliliği barındırmasından ötürü planlama ve tasarım çalışmalarında koruma kullanma dengesi içerisinde ve belirli hassasiyetlerin gözetilerek değerlendirilmesi gerekmektedir.

Planlama alanı farklı ekosistemlerin etkileşim alanıdır. Ayrıca alandaki dar ve derin nehir vadisini, Karadeniz kıyısına bağlayan koridorda kırsal yerleşimler ve tarım alanları bulunmaktadır. İşlevsel olarak incelendiğinde, bölgede tarım ağırlıklı kullanımların yaygın olduğu, ek olarak konumu itibariyle serbest zaman aktiviteleri ve alternatif turizm faaliyetleri açısından da oldukça büyük bir potansiyeli barındırdığı görülmektedir. Bölge, peyzaj ölçeğinde çevresel ve kültürel peyzaj karakteristikleri bakımından bölgedeki diğer yerlerden belirgin bir şekilde ayrılmaktadır.

Planlama alanının bahsedilen mevcut durum özellikleri ve potansiyelleri dikkate alınarak beş farklı alt bölge (zon) tanımlanmıştır. Alt bölgelerin potansiyeline bağlı her alt bölgede rekreatif faaliyetleri ve lokomotif ekonomik sektörleri tanımlayacak biçimde kümelenme stratejileri benimsenmiştir. Alt bölgeler ve tanımlayıcı sektörler aşağıda verilmektedir:

Şekil 2: Riva deresi ve çevresi çalışma zonları

Riva Deresi ve çevresinde bulunan arazilerin sahip olduğu hakim kullanımlar ve bölgelerin karakterlerine uygun olarak ortaya çıkan zonlar, burada mekansal karakteri artırmayı amaçlayan kentsel tasarım projelerine bir ön giriş niteliğindedir. Zonlama  her alanın kimliğini tanıyabilmek ve mevcutta ortaya çıkmış fakat desteklenmeye muhtaç özellikleri tespit edebilmek açısından önem teşkil etmektedir.

Bölgeler yoluyla tariflenen bu zonların bir sonraki aşama olan mastır plan için girdi oluşturabilmesi amacıyla, alan bütünündeki gelişim senaryoları açısından rehber niteliğinde olabilecek genel planlama ve tasarım ilkeleri belirlenmiştir.

Zonlara ait kararların mekansal olarak daha anlamlı hale gelmesini sağlayan; koruma-kullanma dengesini ve bütüncüllüğü hedefleyen bu ilkeler aşağıda verilmiştir.

Genel Planlama ve Tasarım İlkeleri

  • Planlama alanında bulunan 1.derece doğal sit alanı, mutlak tarım arazileri, orman alanları, 2 yıllık taşkın alanları ve sulak alanlar; planlama alanının sınırlayıcıları ve kırılgan alanlar olarak nitelendirilmiştir. Bu alanlar üzerinde antropojenik etkilerin en aza indirgenmesi temel esastır.
  • Riva Deltası arasında kalan ekolojik koridorların doğal ve kırsal karakteri, yaban yaşamı hareketliliği ve kentin hava sirkülasyonu işlevinin sürdürülmesi esastır.
  • Planlama alanı içerisinde bulunan sulak alanlar ve taşkın alanları yalnızca kamusal açık alanlar olarak kullanılması; bu alanlarda konut, konaklama, sosyo-kültürel tesisler, ticaret, imalat vb. yapılı çevre kullanım alanlarına izin verilmeyecektir.
  • Planlama alanındaki farklı alt bölgelerde yer alan tüm tarım aktivitelerinin; ilaçlama ve gübreleme sürecinde üretim alanının ve su varlığı ve kalitesinin sürdürülebilirliğini gözeten iyi tarım uygulamaları kapsamında yapılması sağlanacaktır.
  • Köylerde kırsal ekonominin çeşitlendirilmesi amacı ve doğal ve kültürel değerlerin korunması ilkesi çerçevesinde; ekolojik tarıma uygun olan köylerde, köy halkına ekolojik tarım eğitimi verilerek tarımsal yapının geliştirilmesi sağlanacaktır.
  • Alternatif turizm kapsamında gelişimi öngörülen ekolojik turizmin ;

                               – Bölgenin taşıma kapasitesini zorlamayan,

                               – Turizmin tür, mekân ve zaman açısından yayılması

                               – Yavaş ve denetimli gelişim,

                               – Küçük ölçekli turistik işletmelerin (pansiyonculuk) gelişmesi,

                               – Çevreye uyumlu, özgün turizm mimarisi,

                               – Yerel halk ve turist arasındaki iletişimde uyumluluk,

                               – Geleneksel ve özgün değerlerin korunması ve

                               – Turistik istihdamda yöre halkına öncelik verilmesi gibi çevreye olumlu katkıları olacak biçimde yapılandırılacaktır

  • Planlama alanında alt bölgelere bağlı olarak önerilen aktivitelerin, sadece kendi alt bölgesinde değil, tüm alt bölgelere kademeli olarak yayılması öngörülmüştür. Bu sayede canlılık tüm proje alanı boyunca dağıtılacaktır.
  • Her alt bölgenin yakınında bulunan yerleşim yerleri ile simbiyotik ilişi kurması; alt bölgelerde bulunan lokomotif sektörlerin/aktivitelerin bu yerleşmeler için istihdam sağlanacaktır.
  • Planlama alanı boyunca alt bölgeler arasındaki ulaşım, alt bölgeler birbiriyle bağlayan rotalar üzerinde işletilen çevre dostu ulaşım sistemleri kullanan (örneğin, elektrikli para transit araç) araçlarla sağlanacaktır.
  • Riva Deresi’nin ulaşım açısından suyolu olarak kullanılması hedeflenmektedir. Bu hedefe yönelik olarak her alt bölgeye hizmet edecek iskeleler tasarlanarak, teknelerle, tüm alt bölgelere suyolu ile erişim olanağı sunulacaktır.
  • Planlama alanında bisiklet kullanımının yaygınlaştırılması amacıyla bisiklet sürüş rotaları oluşturulacaktır.
  • Her alt bölge için belirlenen ve kara yolu ile dışarıdan besleme sağlayan toplanma alanları, önemli kavşaklar ve iskele alanlarının birbiri ve bulundukları alt bölge ile ilişkisini sağlayacak karşılama alanları ve meydanlar oluşturulacaktır. Karşılama alanları her alt bölge ziyaretçileri için küçük rekreatif fonksiyonlar (cafe, sergi, müze, satış noktaları vb.) içerecektir.

SONUÇ

Planlama geleceğe yönelik bir karar verme sürecidir ve bir anlamda toplum için hazırlanan bir senaryodur. Bu senaryoda, insan eylemlerinin mekansal kuralları yazılır. Fiziksel planlama sürecinde alınan arazi kararlarının, insan eylemleri için hazırladığı mekansal senaryolar, insan-doğa ilişkisini belirlemektedir. Bu ilişki ve etkileşimde, insana iyi ve yeni yaşam olanakları sunulurken, sağlıklı bir çevrenin oluşması ve sürdürülebilirliği de gelecek kuşakların yaşam olanaklarını yok etmemek açısından zorunlu olmalıdır. Ülkesel, bölgesel ve yerel ölçekteki alan kullanım planlamalarının, fiziksel kriterleri dikkate alarak statik kararları öngörüyor olması, dinamik yapıdaki ekonomik ve sosyal gelişmelerin gerisinde kalmasına yol açmaktadır. Bunun sonucunda plan kararları etkinliğini kısa sürede kaybederek, doğal kaynaklar üzerindeki baskıların artmasına, çevre değerlerinin yitirilmesine ve alan kullanımında plan dışı gelişmelerin yaşanmasına neden olmaktadır. Bu durumdan en çok içme suyu havzaları ve ilgili akarsuları zarar görmektedir.  İçme suyu hayati öneme sahip bir doğal zenginlik olarak korunmalıdır. Doğayı ve üzerinde yaşadığımız araziyi koruyabilmek, var olan potansiyelinden maksimum düzeyde yararlanabilmek, geliştirerek sonraki kuşakların yararlanmasına sunabilmek ancak birbiri ile çelişmeyen kullanım seçeneklerini irdeleyip araştırarak bir plana dayalı olarak uygulamak, bu plan kararlarına uygun tasarımlarla kararların realize edilmesini sağlamak ve uygulamadan sonra da sürekli bakım ve denetimini sağlamakla mümkündür.

Kaynaklar

EŞBAH ve ark. (2018). Riva Deresi Çevre Ve Doğa Koruma, Su Güvenliği/ Yönetimi Projesi İle Kentsel Tasarım Peyzaj Projesi Hazırlanması İşi, Etüt – Araştırma – Tespit ve Dokümanların Oluşturulması Ve Raporlanması, İstanbul.

GARİPAĞAOĞLU ve ark. (2015). Çayağzı(Riva) Havzası’nın Doğal Ortam Koşulları (Jeolojik-Jeomorfolojik-Hidrografik Açıdan) ve Sürdürülebilir Kullanım Üzerindeki Rolü, S:71-72, İstanbul.

Koltek Müşavirlik A.Ş. (2018). Riva Deresi Çevre ve Doğa Koruma, Su Güvenliği/Yönetimi Projesi İle Kentsel Tasarım Peyzaj Projesi Hazırlanması İşi, Taşkın Hidrolojisi Raporu.

 

Etkinlikler
 
Yayınlar
 
Diğer Yayınlarımız
 
Video Galerisi
 
Fotoğraf Galerisi
 
 
 
Üye Belediyelerimiz
 
 
Anasayfa ÜyelerimizBirlik HakkındaSKB HaberleriÜye Belediye HaberleriYayınlarFotoğraf Galerisiİletişim Bilgileri
© 2018 Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği. Tüm hakları saklıdır.