AnasayfaÜyelerimizSıkça Sorulanlarİletişim Bilgileri
 

Duyurular

Sürdürülebilir ve Alternatif Bir Yaşam Modeli Olarak Ekoköyler: Kandıra/Sarısu’da Ekolojik Yerleşme Denemeleri

Tarih : 4 Haziran 2020

Doç. Dr. Dilek YILDIZ

İTÜ Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü

Araş. Gör. Rumeysa BAYAR

İTÜ Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü

Prof. Dr. Handan TÜRKOĞLU

İTÜ Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü

Prof. Dr. Hayriye EŞBAH TUNÇAY

İTÜ Mimarlık Fakültesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü

Giriş

Günümüzün kentlerinde ve metropollerinde gittikçe artan nüfus, trafik, bina yoğunluğu, hava ve çevre kirliliği, yaşayan canlı türlerinin azalması, karbon oranlarındaki artış, doğal kaynakların azalması, toksikleşme ve giderek sağlıksızlaşan yaşam koşulları, ekolojik dengeyi bozmakta, doğal çevrenin kendine has dinamiklerini yerle bir etmekte ve insanın içinde yaşadığı çevreye yabancılaşmasına neden olmaktadır. Oysa doğa varoluşundan itibaren insanoğlunun bağlamıdır; varlığının özüdür. Tüm bu koşullara bir tepki olarak doğan gelecek vizyonları ile sürdürülebilir gelişme tartışmaları ve bu tartışmalar içinde insan ve doğa arasındaki kopan bağları yeniden inşa edebilme arzusu (Kirby, 2003) yeni yaşam kodları arayışına ve bu arayışın neticesinde çözüm olarak ekoköylerin doğmasına neden olmuştur.

Ekoköylerin Tarihçesi

Ekoloji ve köy terimlerinin birleşiminden oluşan eko-köy kavramı, dengeli, sağlıklı, sürdürülebilir bir yaşam şeklinin ne olduğuna dair bir vizyonla, ekolojik yaşam ilkeleri üzerine kurulmuş bir yerleşme modeli ortaya koymaktadır. Eko-köy sağlıklı insan aktivitelerini destekleyen ve başarılı bir şekilde tanımsız bir geleceğe kadar sürmesini sağlayan, insan aktivitelerinin zarar vermeden doğal yaşamla bütünleştiği, insan ölçeğinde tam teşekküllü bir yerleşmedir. Bu tanımın zayıflığı mistik/ruhsal boyutun ve karar verme süreçlerinde sosyal boyutun eksik olmasıdır.  Zira eko-köylerin çevresel ve ekolojik olduğu kadar toplumsal ve ekonomik niteliklerinden de bahsetmek gerekir.

1995 yılında eko-köy girişimlerini desteklemek amacıyla kurulan Küresel Eko-köy Ağı (Global Eco-village Network-GEN) eko-köy kavramını şöyle tanımlamaktadır:  Bir eko-köy yerel katılımcı süreçlere temellenmiş, sürdürülebilirliği sağlamak üzere sosyal, kültürel, ekonomik ve ekolojik boyutları tüm bir sistemde birleştiren, sosyal ve doğal çevreyi aktif bir şekilde yenileyen ve yeniden canlandıran bilinçli ve niyetli olarak kurulmuş geleneksel ya da kentsel bir topluluktur (GEN, 2019).

Dünya’da ilk örnekleri 1970’lerde görülen eko-köylerin ortaya çıkış amaçları farklılıklar göstermekte, bununla birlikte pek çok ortak noktaları da bulunmaktadır (Asımgil, 2017). Temel olarak hızlı kentleşmenin ortaya çıkardığı sorunlarla baş etmek için kurulan alternatif yaşam alanları sunan bu yerleşmeler son otuz yılda gittikçe yayılan bir yaklaşım olarak karşımıza çıkmaktadır. Günümüze kadar Türkiye’de ve Dünya’da sayıları bine yaklaşan pek çok örneği olan eko-köyler, belirli bir toplumsal grubun girişimiyle kurulmuş ve genellikle yerleşimin gelişimi o grupla sınırlı kalmıştır. Eko-köylerin var olan bir yerleşim yerinin dönüştürülmesi veya yerel malzemelerle sıfırdan inşa edilmesiyle oluşturulmuş örnekleri vardır. İngiltere’de Bedzed (2002), Almanya’da Seiben Linden (1997), Portekiz’de Tamara (1995), Amerika’nın Güney Albani Bölgesi’nde Ithaca (1991) (Şekil 1), İskoçya’da Findhorn (1985), Avustralya’da Crystal Waters (1986), Amerika Arizona’da Arcosanti (1970) Dünya’dan önemli eko-köy örnekleri olarak verilebilir.

Şekil 1. Amerika’nın Güney Albani Bölgesi’ndeki Ithaca Eko-köyü (url 1).

Türkiye’de eko-köylerin Dünya’daki örneklerine göre nispeten hem sayıca az (Çohadar, 2014), hem de daha yeni olduğunu görmekteyiz. Daha çok Ege ve Marmara Bölgesi’nde konumlanan Türkiye eko-köyleri arasında İzmir/Bayındır’daki Marmariç Eko-Yerleşkesi (2003), Çanakkale/ Bayramiç’deki Yeniköy Çiftliği (2011), Muğla/Datça’daki Knidia Eko-Çiftliği (2000), Kocaeli/Kandıra’daki Narköy  (Şekil 2) (2002) en önemli örnekleri olarak gösterilebilir.

      

Şekil 2. Kocaeli/Kandıra’daki Narköy ekolojik yerleşmesi.

Eko-köyler Üzerine Kavramsal/Kuramsal Yaklaşımlar

Eko-köylerin literatürde farklı nitelikleri ve temel ilkeleri ile kavramsal açılımının yapıldığı ve örnek vaka çalışmaları ile derinlemesine analiz edildiği görülmektedir. Tiago, Eck, Santos, & Santos (2017) eko-köylerin üç temel niteliği ve amacını sosyal/toplumsal, ekoloji ve ruhaniyet bileşenleri ile açıklamaktadır. Bireyler arasında karşılıklı yardımlaşma, ortak kaynakların paylaşımı, tüketicilik yerine alternatif üretimlerin teşvik edilmesi, sosyal hizmetlerin kurumsallaşması, süregelen eğitim, şeffaf karar verme mekanizmaları, toplumun farklı kesimleri arasında bütünleşmenin sağlanması eko-köylerin sosyal/ toplumsal niteliğine karşılık gelmektedir. Yürüme mesafesi içinde erişim, yaşam kalitesinin toprak, su, rüzgar ve yaşayan organizmalarla doğrudan deneyimle zenginleşmesi, doğal yaşam döngülerine saygı göstererek insanların temel ihtiyaçlarını karşılamak, doğal yaşam çeşitliliğini ve vahşi alanları korumak gibi ilkeler de eko-köylerin ekolojik olma niteliğini tanımlamaktadır.  Bireylerin yaratıcılığını, aidiyet duygularını, kültürel değerlerini, çevresel duyarlılığını ve evrenle olan ilişkisini zenginleştirmek ise eko-köylerin ruhani boyutunu temsil etmektedir.

Eko-köyleri mikro laboratuvarlar olarak tanımlayan Liftin (2017), düşük karbonlu bir post-büyüme toplumu oluşturmak için eko-köylerden neler öğrenebiliriz sorusunu sormuş; ve bu yerleşimleri başka bir dünyanın dünyadaki mikro alanlardan doğması olarak nitelendirip ekoloji, ekonomi, topluluk ve bilinç boyutları ile incelemiştir.

Amerika’nın en önemli eko-köy örneklerinden olan Ithaca’da yapılan bir çalışma, eko-köyde yaşayan toplum ile çevre arasında farklı bağlantı türlerinin oluştuğunu göstermiştir. Bunlar; vahşi doğa veya doğal yaşam ile ruhsal bağlantı kurmak, toplumsal yaşam ve tarım aktiviteleri arasında bağlantı kurmak, insan deneyiminin birbirinden kopmuş öğelerini tekrar birbirine bağlamak ve zaman yoluyla bağlantıda olmak yani nesiller arası sürdürülebilirlik olarak özetlenmektedir (Kirby, 2003). Asımgil (2017) eko-köy olma kriterlerini, literatürdeki farklı tanımlarından yola çıkarak, yeni yaşam tarzı oluşturma, komün yaşam, kentsel çözüm, yerleşim önerme, bütüncül sistem oluşturma, eko-köy yorumu, strüktürel yapı ve ortak uyum oluşturma olarak saptamıştır.

Kandıra/ Sarısu’da Ekolojik Yerleşme Denemeleri

2018-2019 akademik yılı bahar yarıyılında İTÜ Fen Bilimleri Enstitüsü, Disiplinlerarası Kentsel Tasarım Yüksek Lisans Programı proje konusu olarak Kandıra Sarısu Köyü’nde bir eko-köy yerleşmesi tasarımı üzerine çalıştılar.

Kandıra İlçesi, Marmara Bölgesi’nde bulunan Kocaeli İlinin Karadeniz’e kıyısı olan tek ilçesidir. Sarısu Köyü ise, Kandıra İlçesi sınırları içerisinde, Kandıra’ya 8 km. uzaklıktaki Babaköy sınırları içinde Sarısu Deresi’nin Karadeniz’le birleştiği yerde kurulmuştur (Şekil 3).

Şekil 3. Sarısu’nun konumu (Ebru Çakmak, 2019).

Sarısu 1 km. uzunluğundaki kumsalı ve masmavi denizi ile günübirlik turizm, çadır turizmi ve kampinge uygun bir köydür. Köyün sahil şeridinde kamp alanları, kır gazinoları ve kafeler bulunmaktadır. Yazın çok yoğun, kalabalık bir nüfusa ev sahipliği yaparken kışın ıssızlaşan Sarısu, doğal güzellikleri ve İstanbul’a yaklaşık iki saat yakınlıkta mesafesi ile pek çok potansiyeli barındırmaktadır. Sarısu alanının çalışma alanı olarak seçilmesinin temel nedeni hem flora hem fauna açısından zengin bir habitata sahip olması, coğrafi konumu nedeni ile İstanbul, Kocaeli, Sakarya gibi önemli yerleşmelere ve eko-köy tasarımına iyi bir örnek olan Narköy Ekolojik Yaşam ve Eğitim Merkezi’ne yakınlığıdır.

Vadi özelliğini gösteren Sarısu içerisinde bulunan akarsu ile bir bütünlük sağlamaktadır. Yükselti bakımından deniz ve vadi ile bütünleşen bir doğal yapı olma özelliği taşımaktadır. Ayrıca Kandıra ilçesinde geleneksel festivalleri ile birlikte  yoğurdu, taşı ve keteni ile kültürel varlıklara da ev sahipliği yapmaktadır. Kısacası hem doğal hem kültürel özellikler bakımından birçok avantaja sahip olan Sarısu alanında ekolojik yerleşmeye oldukça elverişli bir ortam sunmaktadır. Çalışma alanı içerisinde aynı zamanda kıyı kenarında bir yapılaşmış çevrenin de bulunduğu, tarım ve orman alanlarının varlığı da söz konusudur (Şekil 4).

Şekil 4. Sarısu deresi ve denizle birleştiği sahil şeridi.

Eko-köy tasarım çalışmaları ve temaları

Kentsel Tasarım Projesi kapsamında Kandıra’nın Sarısu Köyü’nde Ekolojik Yerleşme tasarımları üzerinde çalışan öğrenciler çalışma alanına çok yakın bir mesafede konumlanan Narköy’ü ziyaret edip mimar Emir Drahşan tarafından bilgilendirilmişlerdir. Öğrenciler dönem boyunca bölgenin hem barındırdığı potansiyelleri, hem de kısıtlarını değerlendirerek potansiyelini en iyi şekilde ortaya koyabilecek çözüm alternatiflerini ortaya koymaya çalışmışlardır.

Öğrenciler dört grup/tema çerçevesinde  yaptıkları analiz, sentez ve konsept çalışmalarından sonra ve temaları doğrultusunda öneriler  geliştirmişlerdir. Çalışmalar aşağıda belirtilen temalar çerçevesinde ele alınmıştır:

  • Connect: Eğit-Üret & Toplum-Doğa-Teknoloji
  • Antitoxic: Spor köyü, doğadan gelen iyilik
  • Symbiosis: Tekil organizmaların bir arada yaşamı
  • Ecowill: Sürdürülebilir bir gelecek

CONNECT EKO-KÖYÜ

Çalışma alanının sahip olduğu ekolojik değerler çerçevesinde geliştirilen bu konsept çerçevesinde toplum, eğitim, teknoloji ve doğayı bağlanabilir kılmak vizyonu ile yola çıkılarak “Connect” yani bağlantı kavramı ortaya atılmıştır. Eko-tek ana kavramı üzerinden ‘Connect’ kavramının geliştirilmesinde ki temel amaç (C-ommunity, N-ature, E-ducation, T-echnology) yani Toplum-Doğa-Eğitim-Teknoloji politikalarının tasarım süresince entegre bir şekilde ele alınarak bir eko-köy yaşam alanı oluşturmaktır( Şekil 5) . Proje kapsamında yenilenebilir ve temiz enerjinin kullanıldığı, taşıt kullanımının minimuma indirilerek fiziksel aktivitenin desteklendiği, hareketlilik ve peyzaj ara yüz ilişkilerinin sürdürülebilir ve doğa ile uyumlu hale getiren tasarım yaklaşımları oluşturulmuştur.

Şekil 5. Connect Eko-köyü tasarım odakları.

ANTI-TOXIC EKOLOJİK SPOR KÖYÜ

Çalışma alanında gerçekleştirilen analizler sonucunda turizm potansiyelinin sadece tek bir sezonda ağırlık gösterdiği saptanmış, turizm faaliyetlerinin tüm yıla yayılmasının amaçlanması ile yola çıkılmıştır. Çalışma alanında bulunan tarım alanlarının da turizm amaçlı kullanımı düşünülmüş ve agro-turizm faaliyetleri öngörülmüştür (Şekil 6). Alanda bulunan akarsu ve doğal yapının elverişliliği göz önümde bulundurulduğunda kano, balıkçılık, doğa yürüyüşlerinin desteklendiği “Anti-toxic Ekolojik Spor Köyü” teması benimsenmiştir.  Bu alanda yapılacak olan tasarımla kullanıcıların hem beden hem zihinsel açıdan olumlu desteklendiği aynı zamanda yerel üretime katıldığı bir yaşam alanı oluşturulmak amaçlanmaktadır. Kamp alanları, agro-turizm ve konaklama alanları, doğa yürüyüş rotaları, su sporlarının yapılacağı potansiyel alanlar belirlenmiştir. Spor köyü teması aynı zamanda sıfır atık, kendi kendine yetebilen ve tüm kötü enerjilerden arınmış bir eko-köy yaşam alanı oluşturmak amaçlanmıştır.

Şekil 6. Anti-Toxic Ekolojik Spor Köyü tasarım çalışması.

SYMBIOSIS EKO-KÖYÜ

Symbiosis bir beslenme türü olup, ortak beslenme olarak tanımlanırken iki canlının birbirleri ile ortak ve yardımlaşarak tek bir organizma gibi hareket etmesi ve yaşamlarını sağlamalarıdır.  Yapılan analizler sonucunda saptanan doğal yaşamların varlığı ve bu alana insan yaşamının da entegre edilmesi planlandığından dolayı birbirinden farklı yaşamların bir arada uyumlu şekilde yaşanması hedeflenmiştir ve bunun sonucunda simbiosis teması ortaya çıkmıştır. ‘Yerleşimin toplumsal ve mekânsal bileşenleri ile doğal kaynakların, üretken, kendine yeten ve tüketmeyen’ kısaca sürdürülebilir bir anlayış ile birlikte var oluğu bir yaşam alanın oluşturmak amaçlanmış, doğa ve insan yaşamının iç içe ve birbirine uyumlu tasarım ilkeleri hedeflenmiştir. Güvenli ve uygun fiyatlı konaklama alanları, yeşil binalar, çevre dostu taşıma araçları kentsel tasarım ilkelerini oluştururken; temiz hava, su ve toprak, yenilenebilir temiz enerji, sağlıklı yiyecek biyolojik ilkelerin altyapısını oluşturmaktadır. Sosyo-kültürel açıdan iç içe ve sağlıklı bir toplum ile yaşam kalitesinin yüksek olduğu, yönetimsel açıdan desteklenen bir yaşam alanı hedeflenmektedir. Tasarım ilkelerinde tarım alanları, doğal alanlar, yaşam ve aktivite alanları bir arada düşünülmüştür. Planlanan aktiviteler tüm yıl gerçekleştirilebilecek şekilde tasarlanmış olup, her mevsim aktif bir yaşam alanı amaçlanmaktadır.

Şekil 7. Symbiosis Eko-köyü konsept çalışması.

ECOWILL EKOLOJİK KÖYÜ

Ecowill teması çalışma alanının sahip olduğu ekolojik koridorların eko-köy tasarımı ile bütünleştirilmesi ile ortaya çıkmıştır. Tarım alanlarındaki üretimin ve alanın sahip olduğu turizm potansiyelinin bir biri ile entegre olduğu koridorlar oluşturularak ‘sürdürülebilir bir gelecek’ sloganı ile kıyı koridoru, yürüyüş ve orman koridoru, yerleşim koridoru, rekreatif koridor ve tarım koridoru olmak üzere bu koridorlar çerçevesinde hem aktivitelerin hem de yaşam alanlarının planlandığı bir eko-köy tasarımı amaçlanmıştır.

Şekil 8. Ecowill Eko-köyü tasarım çalışması.

Sonuçlar

Eko-köy denilince ilk akla gelen organik tarım, ekolojik turizm, doğa ile iç içe ve atıksız bir yaşam, kaynakların etkin kullanımı, doğayı korumak gibi kavramlardan şüphesiz daha da fazlasını barındıran bu olgu, kavramsal alt yapısı ve örnekleri ile incelendiğinde bizleri geleceğin yaşam modelleri üzerinde düşünmeye yönlendirmektedir.

Kentsel Tasarım Projesi kapsamında Kandıra’nın Sarısu Köyü’nde geliştirilen Ekolojik Yerleşme tasarımları bu sayıda dört tema çerçevesinde detaylı ve ayrı ayrı makale olarak sunulmaktadır. Doğa ile uyumlu, sürdürülebilir ve ekolojik yaklaşım tüm temalar için  uyulması gereken üst kavramlar olarak ele alınmış ve uyumlu doğa ve yerleşim ilişkisinin yaratılması hedeflenmiştir.

Aynı konu ve bağlama önerdikleri çeşitli çözüm arayışları ile öğrencilerin eko-köy yorumlarının günümüzün ekolojik ve toplumsal sorunlarına bir çözüm modeli olarak, Türkiye’de eko-köy uygulamaları hakkındaki bilincin gelişmesine ve eko-köy girişimlerinin artmasına katkıda bulunacağı düşünülmektedir.

 

Kaynaklar

Asımgil, B. (2017). XVI. Yüzyıldan Günümüze Eko-Köylerin Tanımlama Yaklaşımlarına Göre Karakteristik Özelliklerinin Saptanması, Trakya University Journal of Engineering Sciences, 18(2): 95-111, 2017 ISSN 2147–0308

Kasper, D. V. S. (2008). Redefining Community in the Ecovillage. Human Ecology Review, 15(1), 12–24.

Kirby, A. (2003). Redefining Social and Environmental Relations at the Ecovillage at Ithaca: A Case Study. Journal of Environmental Psychology, 23 (3), 323–332. https://doi.org/10.1016/S0272-4944(03)00025-2

Tiago, M., Eck, V., Santos, D., & Santos, M. V. E. (2017). Potential of Ecovillages as Alternative Models of Sustainable Development-A Review, Restoration of California Seasonal Wetlands View project, (June), 0–13. Retrieved from https://www.researchgate.net/publication/317415222

Litfin, K. T.  (2017). Ekoköyler, Sürdürülebilir bir Toplum için Dersler, Alfa Yayıncılık.

Çohadar, M. G. (2014). Bir Köyü Yeniden Canlandırma Hayali, Marmariç Deneyimi, Mimarlık Dergisi, Sayı. 380.

GEN (Global Ecovillage Network), https://ecovillage.org/projects/what-is-an-ecovillage/, Erişim tarihi: 04.11.2019

Url 1: Ithaca Ekoköyü: https://community-that-works.org/wp-content/uploads/2013/02/lessons-slide5-940×375.jpg (Erişim tarihi: 27.11.2019)

Etkinlikler
 
Yayınlar
 
Diğer Yayınlarımız
 
Video Galerisi
 
Fotoğraf Galerisi
 
 
 
Üye Belediyelerimiz
 
 
Anasayfa ÜyelerimizBirlik HakkındaSKB HaberleriÜye Belediye HaberleriYayınlarFotoğraf Galerisiİletişim Bilgileri
© 2005-2020 Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği. Tüm hakları saklıdır.