AnasayfaÜyelerimizSıkça Sorulanlarİletişim Bilgileri
 

Duyurular

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği

Tarih : 4 Ekim 2019

Doç. Dr. İnci PARLAKTUNA

Osmangazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi

Sağlıklı Kentler Birliği Danışma Kurulu Üyesi

 

Hedef 5 Toplumsal Cinsiyet Eşitliği

Bugün 20 yıl öncesine göre daha çok sayıda kız çocuğu okula gitmesine rağmen hala ilköğretimde cinsiyet eşitliğinin sağlanamadığı birçok ülke vardır. Gelişmekte olan ülkelerin üçte biri okullaşmada kız erkek eşitliğini sağlayamamıştır. Mesela, Batı Asyaʼda kız çocukları hala ilk ve ortaokula gitme konusunda birçok engelle karşılaşmaktadırlar. Kadınlar hala işgücü piyasasına ulaşmada eşit erişime sahip değildirler ve her alanında çeşitli düzeylerde eşitsizliklere maruz kalmaktadırlar. Bugün bile kadınlar dünya ortalamasına göre erkeklerden  % 24 daha az miktarda maaş almaktadırlar.(6)  Birçok bölgede kadınların ekonomik kaynaklar üzerinden eşit haklara sahip olmadıkları bilinmektedir. Bu engellerin dışında kadınların karşılaştığı diğer engeller ücretsiz bakım ve ev işlerinin hane halkı içinde eşitsiz bölüşümü ve kamu alanlarında yapılan ayrımcılıklar olarak sıralanabilir. Ayrıca cinsel şiddet, istismar ve her türlü şiddete maruz kalanların çoğu kadınlardır ve bu alandaki sayı da oldukça yüksektir. Çalışmalar dünya genelinde kadınların yüzde 35ʼnin eşlerinin veya sevgililerinin ya da tanıdıklarının uyguladığı fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kaldığını göstermektedir.  Afrika ve Ortadoğu’da yaklaşık 133 milyon kız çocuğunun kadın sünnetine maruz kaldığı ve söz konusu uygulamanın kız çocuklarının kalıcı sağlık sorunları yaşamalarına, HIV/AIDS gibi hastalıkları kapmalarına ve kısır kalmalarına neden olduğu raporlanmıştır.(6) Eşitsizlik kadınların arazi ve mülk edinme ve ekonomik kaynaklar üzerinde eşit haklara sahip olma konularını da kapsamaktadır. Özetle kadın ve kız çocukları dünyanın neresinde olursa olsun çeşitleri ve düzeyleri farklı olsa da toplumsal cinsiyet eşitsizliği ile karşılaşmaktadır. Bu eşitsizlikler bazı bölgelerde çok daha ciddi boyutlarda olabildiği gibi kadınların sosyal yaşamından kamu alanına hatta işgücü piyasasına kadar uzanmaktadır. (3)

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği ülkenin ekonomik, sosyal ve kültürel gelişimi üzerinde olumsuz etkilere sahiptir. Ülkenin gelişimi sağlamak ve iyileştirmek için 2014 yılı itibarıyla 143 ülke anayasalarında kadın erkek eşitliğini sağlamış bulunmaktadır. Geriye kalan 52 ülkenin eşitsizlik konusunda adım atması gerektiği ve eşitsizlik konusunu önemli olduğunun altı çizilmektedir. Kız çocukları eşitsizliğe ergenliğe erişmeleri ile daha fazla, bazıları ise doğumdan itibaren tüm yaşamlarının içinde maruz kalabilmektedir. Her yıl yaklaşık 15 milyon 18 yaş altı kız çocuğu evlendirilerek çocuk gelin konumunda yaşamaya zorlanmaktadır.(2)  Ayrıca bazı ülkelerde yeterli sağlık hizmetleri olmaması veya kız çocuklarının beslenmeden mahrum bırakılması kız çocuklarının ölüm oranlarının daha yüksek olmasına neden olmaktadır.

Toplumsal cinsiyet eşitliği aslında temel bir insan hakkıdır. Toplumsal cinsiyet eşitliğini geliştirmek, herkes için sağlıklı bir toplum demektir. Kadın ve kız çocukları için yapılan her birim harcama toplumun gelişmesini arttıran daha fazla geri dönüşüm demektir. Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri bu çerçeveden alındığında kadın ve kız çocuklarına karşı her türlü ayrımcılığın her yerde ortadan kaldırmayı hedeflemektedir.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği (Hedef 5) Hedeflerinin Kapsamı

 Eşitlik demokrasinin temel özelliği ve önemli bir göstergesidir. Eşitlik ilkesi toplumların sosyal, politik ve ekonomik yaşam kalitesini arttırırken, aynı zamanda sosyo-ekonomik gelişmenin sürekli ve dengeli olmasını da sağlamaktadır. Birleşmiş Milletlerin üye ülkeleri, 25 Eylül 2015 tarihinde 2030 yılı için 17 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefini (SKH) içeren küresel gündemi kabul etmiştir. Milenyum Kalkınma Hedeflerinin yerini alan ve sürdürülebilir kalkınmanın ekonomik, sosyal ve çevre boyutu ile ele alan Gündem 2030’un 17 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefinin beşincisi “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” başlığını taşımaktadır.

Aslında toplumsal cinsiyet eşitliği Gündem 2030’un tüm hedeflerinde yer almaktadır. Çünkü Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri kapsamındaki yoksulluğun azaltılması, sağlığa erişim, insana yakışır işler, barış ve adalet gibi tüm hedeflere gerçek anlamda erişilmesi için toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması öncelikli şartlardandır. Bu nedenle Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine erişilmesi konusunda yapılacak tüm uygulamalar toplumsal cinsiyet eşitliği hedeflerini dikkate alınarak gerçekleştirilmelidir. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması ve kadınların güçlendirilmesi konusu küresel kadın hareketinin çabalarıyla başlı başına tek bir hedef (Hedef 5) olarak kabul edilmiştir. Hedef 5, kadınlar ve kız çocuklarına karşı her türlü ayrımcılığın her yerde ortadan kaldırılmasına odaklanmakta ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması, kadına yönelik şiddet gibi önemli sorunlarla mücadele edilmesine katkıda bulunması ve kadının güçlendirilmesi amaçlarını taşımaktadır.  Bu amaçlara ulaşmada öncelikle kadının güçlenmesi önemli koşullardan biridir.  Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması ve kadın ve kız çocuklarının güçlenmesi için kadın ve kız çocuklarının karşılaştığı özel durumlar Hedef 5’in altı alt başlığında ele alınmış ve hedefler ile ilgili içerik aşağıda açıklanmıştır.(5)

5.1. Bu alt başlık tüm kadınlara ve kız çocuklarına yönelik her türlü ayrımcılığın sonlandırılması gerektiği amaçlanmıştır. Bu amacı gerçekleştirmek için bu konuda yasal çalışmaların yapılması, ayrımcılık içeren mevzuatların kaldırılması ve faydalı olan yasaların yürürlüğe koyulması ve uygulanması gerektiğini ifade etmektedir.

5.2. İkinci alt başlık kamu ve özel alanlarda kadınlara ve kız çocuklarına yönelik kadın ticareti, cinsel ve her türlü istismarı da kapsayan her türlü şiddetin ortadan kaldırılmasını amaçlar. Bu alt başlıkta ülkelerin kadına yönelik şiddet sorununa çözüm üretirken ülkelerin dinamik ve sosyal yapılarını dikkate alarak farklı girişimlerde bulunabileceği belirtilmektedir. Ancak burada önemli üzerinde durulması gereken nokta kanun uygulayıcılarının sıfır taviz yaklaşımını benimsemiş olmaları gerektiği belirtilmektedir.

5.3. Bu alt başlık erken yaşta yapılan evliliklere ve kadın sünneti gibi zararlı uygulamalara son verilmesi gerektiği ve zararları ile ilgili konuları kapsar.

5.4. Bu alt başlıkta ulusal şartlara uygun şekilde kamu hizmetlerinin alt yapısı ve sosyal koruma politikalarının nasıl olması gerektiği açıklanmaktadır. Ayrıca hane halkı ve aile içerisinde sorumlulukların yeniden paylaşımı teşvik edilerek ücretsiz bakım ve ev işlerinin herkes için tekrar tanımlanması ve en önemlisi karşılıksız bu emeğe bir değer atfedilmesinin gerektiği belirtilmektedir.  Birçok ülkede ücretsiz emek olarak tanımlanan bakım işleri kadınların rolleri olarak tanımlanmaktadır. Kadının eğitime veya işgücü piyasasına katılmama nedeni, toplumun kadınlara yüklemiş olduğu toplumsal roller olduğu belirtilmektedir. Üye ülkelerin bu konuyu dikkate almaları toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasında atılan önemli adımlardan biridir.

5.5. Bu alt başlık kadınların siyasi, ekonomik ve sosyal hayatın karar verme süreçlerine tam ve etkin bir biçimde katılımlarının ve kadınlara karar verme mekanizmalarında, her düzeyde lider olabilmeleri için eşit fırsatlar tanınmasının güvence altına alınması gerektiğini kapsamaktadır. Bugün kadınların siyasi ve ekonomik alanlarda önemli roller üstlendikleri halde sayının yeterli olmadığı,  çoğunlukla sayının alt sınırda kaldığı ve üye ülkelerin bu sorunu mutlaka ele alması gerektiği belirtiliyor. Ülkelerin kadının sadece işgücü piyasasına katılım oranının artmasına yönelik çalışmaları ve politikaları değil aynı zamanda kadınların karar mekanizmalarında yer almalarını sağlayan politikaları ve çalışmaları geliştirmeleri gerektiğini ve hatta ülke gündeminin öncelikli konuları arasında yer alması gerektiği vurgulanmaktadır.

5.6. Bu alt başlık Uluslararası Nüfus ve Kalkınma Konferansı Eylem Programı, Pekin Eylem Platformu ve bunların gözden geçirme konferanslarının sonuç raporları çerçevesine mutabık kalınarak cinsel ve üreme sağlığı ve üreme haklarına evrensel erişimin sağlanması ile ilgili konuları kapsamaktadır.

Hedef 5’in altı alt başlığın yanı sıra diğer konuların yer aldığı alt başlıklar aşağıdaki gibi sıralanmıştır.

5.a. Kadınların ekonomik kaynaklara ulaşma, toprak ve diğer mülk türlerine sahip olma ve üzerlerinde kontrol kurabilme, finansal hizmetler, miras ve doğal kaynaklara erişimlerinin sağlanmasını kapsayacak şekilde ulusal yasalara uygun olarak ekonomik kaynaklar konusunda eşit haklara sahip olmaları için reformlar yapılması gerektiği belirtilmektedir.

5.b. Kadınların güçlendirilmesini destekleyen teknolojilerin, özellikle bilgi ve iletişim teknolojilerinin  kullanımının artırılmasının desteklenmesi ile ilgili konuları kapsamaktadır.

5.c. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması ve kadınların ve kız çocuklarının her düzeyde güçlenmeleri için politikaların ve mevzuatların kabul edilmesi ve bu alanda güçlendirilmesini kapsamaktadır. Cinsiyet eşitliği ve kadınların güçlendirilmesi için kamu ödenekleri yapan ve bu işlemlerin izlemesini sağlayan sistemlerinin kurulmasına yönelik önerileri kapsamaktadır.

Bu hedefler çerçevesinde toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması ve kadın ve kız çocuklarının güçlenmesi için öncelikli alanlar tespit edilmiş,  erişilebilir kamu istihdam hizmetlerin belirlenmiş ve eğitim programların planları oluşturulmuştur.

Hedef 5’in gerekliliği

Kadın ve kız çocuklarına karşı her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılması hedefi sadece temel insan hakkı bakışı ile bakılmamalıdır. Dünya nüfusunun yarısının kadınlardan oluştuğunu dikkate alırsak,  Hedef 5 aynı zamanda ekonomik büyümeyi ve sosyal ve kültürel olarak gelişmeyi sağlayan ve en önemlisi sürdürülebilir kalkınma hızını olumlu yönde etkileyen bir hedeftir. Diğer bir ifade ile toplumsal cinsiyet eşitliği hedefi, kadınların toplumdaki ekonomik ve sosyal konumlarına ilişkin bilgi sağlamakla birlikte her ülke için insani gelişmeyi değerlendirmek açısından önemli bir belirleyicidir. Toplumsal cinsiyet eşitliği olmadan ve kadınların topluma, ekonomiye, yönetime tam katılımı sağlanmadan toplumların gelişimini gerçekleştirmesinin mümkün olmadığı artık herkes tarafında kabul edilen bir görüştür. Kadın ve kız çocuklarının her alanda güçlendirilmesinin domino etkisi yaratarak sosyal, kültürel ve ekonominin her alanında pozitif etkiler yarattığı bu konuda yapılan çalışmalarla defalarca kanıtlanmıştır. Yine bu çalışmalarda bu tür hedeflerin kız çocuklarının okula gitme oranlarının artması ve kadınların ücretli olarak işgücüne katılımı konusunda farkındalıklarının oluşması yönünde önemli katkılarının olduğu raporlanmıştır. Bu tür hedefler toplumsal cinsiyet eşitliğini daha ileriye götürecek politikalar ve mevzuatın güçlendirilmesine de katkı sağlamaktadır.

 

2030 yılında daha sağlam temellere dayanan ve sürekliliği olan toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanabilmesi Hedef 5’in kapsamlı ve gereği gibi uygulanmasına bağlıdır. Bu süreçte toplumsal cinsiyet eşitliği ile ilgili yeni ve sürdürülebilir uygulamaların ve politikaların hayata geçirilmesi önem arz etmektedir.  Kadınların ve sivil toplumun bu sürece etkin katılımı,  konun liderlerin gündemlerinin ilk sıralarında yer alması, erkekler bu konuda öncülük etmeleri toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasında önemlidir.(1)

 

Türkiye Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği

Türkiye’de cinsiyet bağlamındaki eşitlikçi politikaların uygulanması konusunda bazı ilerlemeler kaydedilmişse de yeterli değildir. Toplumsal cinsiyet eşitliği konusu Türkiye’deki UNDP Ofisi olarak 2000 yılından bu yana gündeme alınmıştır.(1)  Bu hedefler daha önceki yıllara göre daha fazla sayıda kız çocuklarının okula gittiği ve ilköğretimde cinsiyet eşitliğinin bir önceki yıla göre daha iyi olduğu söylenebilir. İşgücü piyasalarında ücretli ve güvenceli işlerde çalışan kadın sayıları daha önceki senelere göre daha yüksek olduğu verilerde görülmektedir.(7) Buna rağmen Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin her daim ve her yerde hala mevcut olduğunu günlük yaşam pratiklerinden ve verilerden görülebilmektedir. Bazı bölgelerde,  sektörlerde işgücü piyasasında hala büyük eşitsizlikler vardır.  Kadınlar hala işe eşit erişime sahip değillerdir.(4) Hala kadınların çarptıkları cam tavanlar ve duvarlar vardır. Örneğin işgücü piyasasında kadın işgücüne talep yaratılması, kadının kendi yaşamını sürdürebileceği koşulların yaratılması, kadının siyaset yer alması ve rektör, CEO ve ordu komutanı gibi karar mercilerinde bulunması için yeterli koşulların yaratılmasını sağlayacak gelişmeler ve düzenlemeler yeterli değildir.  Kamu alanlarda kadın liderlerin teşvik edilmesi, toplumsal cinsiyet eşitliğini daha ileriye götürecek politikalar ve mevzuatın güçlendirilmesine katkı sağlayacaktır.(3)

Türkiye’de şiddetten hayatını kaybeden kadınları anmak için yapılmış dijital anıt sayaç 2018 yılı için 387 göstermektedir. Bunu yanı sıra cinsel şiddet ve istismara uğrayan kadın ve kız çocukları bu sayıya eklemek gerekir. Ücretsiz bakım ve ev işlerinin hane içinde eşitsiz bölüşümü kadınların işgücü piyasasına katılımlarında ve kamusal alanlara çıkmalarında önemli engeller olarak hala mevcuttur. Siyasal irade toplumsal cinsiyet eşitliği konusunu gündemine almadığı sürece toplumsal cinsiyet eşitliği hedeflerine ulaşması vaatler ötesine geçmeyecektir.

Kaynaklar

Etkinlikler
 
Yayınlar
 
Diğer Yayınlarımız
 
Video Galerisi
 
Fotoğraf Galerisi
 
 
 
Üye Belediyelerimiz
 
 
Anasayfa ÜyelerimizBirlik HakkındaSKB HaberleriÜye Belediye HaberleriYayınlarFotoğraf Galerisiİletişim Bilgileri
© 2005-2019 Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği. Tüm hakları saklıdır.