AnasayfaÜyelerimizSıkça Sorulanlarİletişim Bilgileri
 

Duyurular

Yeni Bir Yaşam Deneyimi İçerisinde Ekoköy’lü Olmak

Tarih : 4 Haziran 2020

Gülşen AYTAÇ

İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü

Prof. Dr. Funda YİRMİBEŞOĞLU

İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi

Hande Sanem ÇINAR

İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü

Nurkan BAYKARA

BUROPY

Çağla YILDIZ

İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü

Zeynep AKOĞLU

İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi

Günümüzde Eko-köyler ekolojik, ekonomik ve sosyo-kültürel anlamda sürdürülebilir insan yerleşmeleri olarak önem kazanmaktadır. Eko-köyler yerel ve doğal kaynakların kullanıldığı, sosyo-kültürel yapının çeşitlendirildiği, sağlıklı, güvenli, nitelikli yaşam çevrelerinin oluşturulduğu ortamlar yaratmaktadır.

İstanbul Teknik Üniversitesi, Konut Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin çalışmaları arasında yer alan Akıllı Eko-Köy Yerleşim Modeli ile kent ve köy arasındaki mekânsal, sosyo kültürel ve üretimsel yapının yeniden organize edilmesi amaçlanmakta, eko-köylerin ülke çapında yaygınlaştırılması önerilmektedir.

1920 senesinde İzlanda’da kurulan Solheimar yerleşkesi eko-köy kavramının mekansallaştığı ilk örnektir. Dünyanın farklı noktalarında benzer uygulamalara sahip birçok örnek mevcuttur. Eko-köyler, toplum veya topluluk oluşturma arzusu ile 1960 senesinde “back to the land (toprağa dönüş)” hareketi ile önem kazanmaya başlamıştır. Bu hareket özellikle II. Dünya Savaşı’nın beraberinde getirdiği endüstriyel veya post-endüstriyel yaşam biçiminden sonra kendi kendine yeterlilik, özerklik ve yerel topluluğa vurgu yaparak topraktan yiyecek yetiştirmeleri çağrısı olarak görülmektedir. 1970 senesinde varlığını sürdüren ve yayılmaya devam eden hareket 1980 yılında yerini ortak konut (co-housing) kullanımına bırakmıştır. Günümüzde eko-köylerde yer alan ortak mutfak, dinlenme alanları ve çalışma alanları temelde 1980 yılındaki bu harekete dayanmaktadır. Özellikle 1990 yıllarına doğru sürdürülebilirlik konusunun ön plana çıkmaya başlamasıyla yerleşimler için yeni modeller aranmıştır. 1991 yılında Robert ve Diane Gilman’ın sürdürülebilirlik, ekoloji ve topluluk temalarını bir araya getirdiği “Ecovillages and Sustainable Communities” çalışması “eko-köy” kelimesinin kabul edilmesini sağlamış ve bu dönemden sonra birçok topluluk kendini eko-köy olarak adlandırmaya başlamıştır (Jackson, 2004). 1995 senesinde Findhorn’da bu kapsamda düzenlenen kongre sonucunda ise bu toplulukları bir araya getirmek amacıyla “Küresel Eko-köy Ağı” oluşturulmuş, sürdürülebilir yaşam modellerini teşvik etmek ve desteklemek hedeflenmiştir. 1998 senesinde Birlemiş Milletler’in sürdürülebilir yerleşim modelleri arasında eko-köylerin yer alması ve oluşturulan Küresel Eko-köy Ağı’nda şu an her kıtadan üyelerin ve eko-köylerin olması misyonun başarıyla gerçekleşmeye devam ettiğini göstermektedir (Taggart, 2009).

Türkiye’de eko-köy yerleşmelerine bakıldığında genellikle küçük ölçekli işletmeler olduğu görülmektedir. 1980’lerin sonuna doğru hız kazanan sürdürülebilirlik çalışmaları ile birlikte dünya çapında eko-köy hareketleri artarken Türkiye’de zıt bir hareketlenme olmuştur. Türkiye’de gerçekleşen bu ters yönlü göç hareketi kırsalda, geleneksel köy yaşantısına özgü sosyal ve kültürel özelliklerin, geleneksel mimarinin, tarım ve hayvancılık ilgili geleneksel bilgilerin körelmesine neden olmuştur. Göç edilen kentlerde ise nüfus yoğunluklarına, sosyal açıdan iletişim eksikliklerine, kültürel açıdan yaşanan erozyona, doğal kaynakların tükenmesi ve çevre kirliliği gibi birçok probleme neden olmuştur. Türkiye’de küçük ölçekli Eko-köy yerleşimleri, tarımsal üretimin gerçekleştirildiği, ürünlerini Türkiye geneline ulaştıran, konukevine sahip, turistik olarak işlev gören, tarım ve turizm odaklı çiftlikler olarak varlığını sürdürmektedirler. Büyük ölçekli olanlar ise donatı yetersizliği, yeni gelenlerin kırsal yaşama uyum sağlayamaması gibi nedenlerle başarılı olamamıştır (Güleryüz, 2013). Aşağıdaki şekilde Türkiye’de Karadeniz, Marmara ve Ege Bölgesinde yer alan eko-köy yerleşimleri görülmektedir (Şekil 1).

Şekil 1. Türkiye’de Yer Alan Eko-Köy Yerleşimleri

Akıllı Eko-Köy Yerleşim Modeli ile İstanbul Teknik Üniversitesi, Konut Uygulama Araştırma Merkezi bünyesinde 660 kişi ile yapılan anketler sonrasında kararlar oluşturulmuş ve planlama çalışmalarına yön verilmiştir. Katılımcılara Eko-köy yerleşmesinin ekonomik yapı, sosyal yapı, fiziksel yapı, ulaşım, yapı malzemesi, işletim modeli gibi temel bileşenlerini ortaya koyan 23 soru sorulmuştur. Türk halkının gelenek ve görenekleri, istekleri göz önüne alınarak özgün bir model geliştirilmiştir.

Akıllı Eko-köy Yerleşim modelinde yerleşim düzeni; Kentsel Çeper (5.000-15.000 kişi), Kırsal Alan (2000-500 kişi kente 1 saat uzaklıkta), Doğal Alan (100-500 köye yakın) olarak belirlenmektedir. Bu nüfus yapısı ve uzaklık sistemi ile köy ve kent arasında sistematik organik bağın kurulması hedeflenmektedir (Cebir ve diğerleri, 2019, Kuruoğlu ve diğerleri, 2019, Akoğlu ve diğerleri, 2019) (Şekil 2).

Modelde konut birimlerinin kümelenmesi büyüklüğe (40-60-80-120 m2) ya da mülkiyete (ev sahibi, kooperatif, lojman, kiracı ve devre mülk) göre yapılmakta, kümeler oluşturulurken komşuluk yaşantısına olanak sağlayan avlular oluşturulmaktadır. Kolektif yaşama bilinci için ortak kullanımda da olması talep edilen mutfak ve eko-köyde bulunması istenen kütüphanenin yer aldığı ortak evler konut kümelerinde yer almaktadır. Kolektif yaşama ve üretme bilinci açısında önem taşıyan tarım alanları dikkate alınması gereken diğer bir ortak alandır. Katılımcıların talep ettikleri atölyeler, hobi bahçeleri, sağlık tesisi, spor tesisi, okul, festival alanı, sanat merkezleri, eğitim merkezleri, spritüel eğitim birimi ve Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’ne göre gerekli diğer donatılar nüfusun ihtiyacına göre eko-köyde yer almakta, bisiklet, motorsuz taşıt ve toplu ulaşım öncelikli ulaşım modeli olarak geliştirilmekte, eko-köyün ya da konut kümelerinin girişlerinde otopark çözümlenmekte, yaya, bisiklet ve toplu taşıma odaklı ulaşım planı yapılmaktadır.

Şekil 2. Akıllı Eko-Köy Yerleşim Modeli

Ziyaretçilere sunulabilecek hizmetler; konaklama, sağlık hizmetleri, haberleşme, yeme-içme,  danışma, festivaller, yerel üretimler, geleneksel ve kültürel aktiviteler ve köy sosyal yaşamına aktif olarak katılma olarak özetlenebilmektedir. Aşağıdaki şekilde bu yerleşmenin kırsal alanda yer alacak planı sunulmaktadır (Şekil 3).

Akıllı Eko-Köy Yerleşim Modeli; permakültür ilkelerine uygun olarak; ilaçsız ve kimyasal katkı maddesiz şekilde gerçekleştirildiği doğal tarım ve hayvancılığın yapıldığı, böylece kendi besinini kendi üreten bir modeldir. İçerisindeki atölyelerde, doğal tarım ve hayvancılık ürünleri üretme ile fırıncılık gibi tahıl ürünlerini işlemeye yönelik faaliyetler veya eko-turizm faaliyetlerinin de bulunması düşünülmektedir (Cebir ve diğerleri, 2019, Kuruoğlu ve diğerleri, 2019).

Bu uygulama ile kent ile köy arasındaki ekonomik, sosyal ve kültürel ilişkinin canlandırılması, üniversitenin bilgi birikimi ile yerelin bilgeliğinin buluşturulması amaçlanmaktadır. Yerel kaynakların sürdürülerek kullanılması, yerele bağlı kültürel değerlerin ve geleneklerin korunması, toplumsal dayanışmanın sağlanması temel ilkelerdir.

Şekil 3. Akıllı Eko-Köy Yerleşim Model Önerisi (Aytaç, Yıldız, 2019)

Dünyada ve Türkiye’de uygulanmış eko-köylerin detaylı olarak araştırıldığı çalışma kapsamında önerilen eko-köy modelinin diğer eko-köy uygulamalarından farkı, nüfusa ve uzaklığa bağlı bir sistem oluşturulmasıdır. Bunu gerçekleştirirken nüfusun getirdiği donatılara Türkiye’de yasal olarak yürürlükte olan Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği çerçevesinde çözüm aranmaktadır. Farklı nüfus büyüklüklerine sahip eko-köy sisteminde, kent çeperinden kırsal alana ve doğal alana doğru küçülen nüfusa farklı donatılar önerilmekte, yerleşmelerin sahip olduğu bu donatılardan mevcut köy nüfusunun da yararlanması düşünülmekte, köylülerin üretim tecrübesinin bu yerleşmeler ile bağ kurularak sürekliliğinin sağlanması öngörülmektedir. Bir diğer fark konut tiplerinde ortaya konulmaktadır. Farklı plan tipleri, kişilerin tercihlerine göre 40- 80 m2 arası modüler bir sistem ile kullanıcı tercihlerine bağlı olarak esnek tutulmaktadır. Bu da eko-köyde dinamik bir planlama anlayışını beraberinde getirmekte, her türlü kullanıcının eko-köyde yerleşmesine imkân veren bir özellik olmaktadır. Yapıların tek katlı olması engelli dostu bir yerleşim düzeni kurulması için önem kazanmaktadır. Eko-köyde öngörülen bireysel alanlar (ayrı mutfak ve banyo) ile birlikte ortak kamusal alan kullanımlarının (ortak mutfak, toplantı alanı, tarım alanı vb.); Türk toplumunun geleneksel yapısı ile eko-köy toplu yaşam kurgusunun bir sentezi olarak mekâna yansıması bir diğer farklı özellik olarak karşımıza çıkmaktadır. Yine diğer bir fark eko-köyün enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi ile ilgilidir. Yerleşmelerde temel enerji kaynağı güneş enerjisi olmakla birlikte, uygulama bölgesinin fiziksel ve doğal yapısına bağlı olarak yerel alternatif enerji kaynaklarının kullanılması, yerleşmenin akıllı teknolojiler ile buluşturulması önem kazanmaktadır. Son olarak eko-köy modelinin dünyada kurulmuş diğer eko-köylerden farklı olan diğer yanı işletim sisteminin ev sahibi, kooperatif, lojman, kiracı ve devre mülk gibi seçenekleri birlikte sunabilmesidir. Aşağıdaki şekilde Akıllı Eko-Köy Modelinde sunulan alternatif sistemler yer almaktadır (Şekil 4) (Aytaç, Yıldız, 2019).

Şekil 4. Akıllı Eko-Köy Yerleşiminde Alternatif Sistemler (Aytaç, Yıldız, 2019)

Yukarıda ayrıntıları ile açıklandığı üzere bu modelde eko-köy için sosyal yapı, fiziksel yapı, enerji ile ilgili stratejiler belirlenmekte ve bu stratejiler sonrasında oluşturulacak üç aşamalı yerleşme sistemi ile kent ve köy arasındaki mekânsal, sosyo kültürel ve üretimsel yapının yeniden organize edilmesi hedeflenmektedir. Temel önceliğimiz; eko-köy modeli ile kent-köy ilişkisini sistematize etmek, ülke ve bölge ekonomisine katkıda bulunmak, sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak, diğer ülkelerde eko-köylerin başarı öykülerini ülkemizde de sürdürmek olacaktır.

KAYNAKLAR

Akoğlu, A. Z., Yirmibeşoğlu, F., Özmen, E., Baykara, N., Çınar, H. S., Kuruoğlu, M.,  Baslo, M., (2019),Akıllı Eko-Köy Yerleşim Modeli”, Prof. Dr. Nuran Zeren Gülersoy ile Planlama, Koruma ve Tasarım Üzerine Sempozyumu, 25 Kasım 2019, İTÜ Mimarlık Fakültesi, Taşkışla

Aytaç, G., Yıldız, Ç., (2019), İTÜ Eko-Köy Projesi Kapsamında Tasarlanan Yerleşme, İTÜ Konut Uygulama ve Araştırma Merkezi, Taşkışla, Taksim, İstanbul

Cebir, G. İ.,  Eskidemir, K., Başcan, S., Yirmibeşoğlu, F., Baykar, N., Kuruoğlu, M., (2019), “Sürdürülebilir Kırsal Yerleşim Oluşturma Bağlamında Bir Ekoköy Modeli Önerisi“, Yalova’ a 4. Uluslararası Bilimsel Araştırmalar Kongresi (UBAK), Yalova,

Güleryüz, M., (2013), Bir Ütopya Hareketi Olarak Eko-Köyler: Türkiye’deki Örnekler Üzerine Bir İnceleme

Jackson, R., (2004), “The Ecovillage Movement”, Permaculture Magazine: 40.

Kuruoğlu, M., Başcan, S., Eskidemir, K., Cebir, G. İ., Yirmibeşoğlu, F., Baykara, N.,, (2019), “Ecovillages as Sustainable Placement Types: A Model Search For Turkey” ISBS 2019, 4th International Sustainable Buildings Symposium, Dallas, Texas, USA

Taggart, J., (2009), “Inside an ecovillage”, bNet – CBS Interactive Business Network, Erişim tarihi, 12.11.2018.

Etkinlikler
 
Yayınlar
 
Diğer Yayınlarımız
 
Video Galerisi
 
Fotoğraf Galerisi
 
 
 
Üye Belediyelerimiz
 
 
Anasayfa ÜyelerimizBirlik HakkındaSKB HaberleriÜye Belediye HaberleriYayınlarFotoğraf Galerisiİletişim Bilgileri
© 2005-2020 Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği. Tüm hakları saklıdır.