AnasayfaÜyelerimizSıkça Sorulanlarİletişim Bilgileri
 

Duyurular

İğneada’da Geleceğe Dönük Alan Kullanım Değişimlerinin Modellenmesi

Tarih : 31 Ocak 2017

 Prof. Dr. Hayriye EŞBAH TUNÇAY

Prof. Dr. Hayriye EŞBAH TUNÇAY
İTÜ Mimarlık Fakültesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü

Doç. Dr. Fatih TERZİ

Doç. Dr. Fatih TERZİ
İTÜ Mimarlı Fakültesi Şehir ve Bölge Planlaması Bölümü

Handan Foto

Prof. Dr. Handan TÜRKOĞLU
İTÜ Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Öğretim Üyesi
SKB Danışma Kurulu Üyesi

Gökçer OKUMUŞ

Gökçer OKUMUŞ
İ.T.Ü. Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge
Planlaması Bölümü Araştırma Görevlisi

İğneada, Marmara Bölgesi’nde, Kırklareli’nin Demirköy ilçesinin Karadeniz sahili boyunca devam eden ve Bulgaristan’la komşu olan bir beldesidir.  Nüfus gelişmesi durağan ve küçülme eğiliminde olsa da, İğneada ve Limanköy son yıllarda hızlı bir turizm gelişmesi yaşamaktadır.  Doğal yapı ve ekolojik değerler bakımından çok özel bir yerleşme niteliğinde olan İğneada, deniz, göl ve longoz ormanlarının yanında tarihsel ve kültürel değeri bakımında da önemli bir merkez durumundadır (İğneada Belediyesi, 2011). İğneada tarih öncesi çağlardan beri iskâna tabi tutulmuş önemli yerleşim birimlerinden biridir. Bu sebeple sosyo-ekonomik ve kültürel peyzaj açısından pek çok değeri bünyesinde barındırmaktadır

Bir ekosistemler zinciri olan İğneada’da, longoz ormanları ve yaprağını döken orman ekosistemleri, tatlı ve tuzlu su gölleri, kıyı kumulları, tatlı ve hafif tuzlu bataklıklar bir arada bulunmaktadır.  Türkiye’de subasar özelliğe sahip alüvyal karakterdeki birkaç ormanlık alandan biri olan İğneada Longoz Ormanları, Avrupa’da da nadir bulunan bir ekosistemdir.  Alan biyoçeşitlilik açısından oldukça önemlidir: :310 tür böcek, 28 tür balık, 46 tür memeli, 194 tür kuş, 17 sürüngen, 544 tür bitki ve bitkiler içinde 3 adet endemik ve 11 adet global ölçekte tehlike altında türü barındırır (İnan 2007).

1978’de İğneadanın 5399 ha.lık bölümü Av ve Yaban Hayatı Koruma Sahası,- Alanın güneyindeki 1345 hektarlık bölümü Tabiatı Koruma Alanı, 1990 yılında bir bölümü, 1991 yılında ise alanın tamamı Doğal Sit Alanı statüsüne kavuşturularak koruma altına alınmıştır.  Longoz Ormanları son olarak 2007 yılında Milli Park ilan edilmiştir.  İğneada’da kurulmuş olan Korunan Alan Yönetim Birimi (PAMA) aracılığı ile 2000 yılından bu yana biyolojik çeşitliliğin korunması amacıyla çeşitli çalışmalar gerçekleştirilmiştir.  Haziran 2007’de İğneada yönetim planı sonuçlandırılmıştır.  Yönetim planında koruma alanı için İğneada’nın sahip olduğu özelliklerinin farklılığı bakımından 5 farklı koruma bölgesi olarak ‘Bölgeleme Haritası’ oluşturulmuştur.  Buna göre, İğneada Koruma Alanı Mutlak Koruma Bölgesi, Tampon Bölgesi, Sürdürebilir Kullanm (Tampon) Bölgesi, Yoğun Kullanım Bölgesi olarak haritalanmış  ve buna ek olarak Ekolojik Etkileşim Bölgesi belirtilerek havza sınırı da gösterilmiştir.

Günümüzde özellikle Longoz ormanlarını, kumulları ve sulak alanları yanlış kaynak kullanımları tehdit etmektedir.  Yönetim Planı bu değerlerin korunması ve devamlılığını amaçlamıştır (Anonim 2007). Geçmişten günümüze gelen ve gelecekte de muhtemelen devam edecek olan alan kullanım değişimlerinin İğneada koruma alanının sürdürülebilir yönetiminde hesaba katılması gerekir.  Bundan dolayı alanın peyzaj ölçeğinde modellerinin anlaşılması ve buna ek olarak kentsel ölçekte gelişimin nasıl olabileceğinin modellenmesi ile alanın dinamiklerinin daha bütüncül şekilde ortaya konulması mümkün olacaktır (Eşbah ve ark.2014).

Alan kullanımı/arazi örtüsü değişimi 1984-2010

İğneada da uydu görüntülerinin sınıflaması ile elde edilen veriler orman dokusunda orman yönetimi ile bağlantılı olarak 1984-2010 arası bir artışın olduğunu ancak 2000 yılından itibaren bu artışın gerilediğini göstermektedir.  Longoz ormanlarında da yıllar içinde bir artış olduğu ancak bu artışın ormanlardaki artışa göre çok daha stabil çizgide devam ettiği görülmektedir.  Longozlardaki %6,14 lük bu artışın koruma faaliyetleri sonucu longozlarda kaçak olarak tesis edilen kavak plantasyonlarının kontrol altına alınması ile bağlantılı olması muhtemeldir.

Açık alan/tarım alanı kategorisinde 1984-2010 yılları arası sürekli bir düşüş tespit edilmiştir.  Toplamda %37,44 olan bu düşüşün en fazla 1984-1990 yılları arasında olduğu görülmektedir.  Tarla olarak kullanılan açıklıkların artık işlenmediği ve tarımsal faaliyetlerin yörede azaldığı gözlemlenmiştir.  Uzun süre işlenmemiş açıklıklarda orman dokusunun yavaş yavaş oluşmaya başladığı da gözlemlenmiştir.  Sazlık alanlarda %3,25’lik bir düşüş yaşanmıştır.  1984-1990 yılları arasında sazlıklarda ufak bir artış olmasına rağmen daha sonraki yıllarda sazlıkların korunamadığı ve bu durumun da sazlıkların bilinçsiz kesiminin bir göstergesi olduğu söylenebilir.  Diğer taraftan kumsal alanlarda 1984-2010 yılları arasında %8,67’lik bir artış olmuştur.  Bu lineer bir artış değildir sazlıklardaki hareketlerle bağlantılı olarak 1984-1990 arasında bir düşüş, sonraki periyotlarda bir yükseliş görülmektedir.

Yerleşim alanlarının oransal olarak en büyük artışı geçirdiği (%137,03) tespit edilmiştir. Bu gelişmenin 1984-2000 arası oldukça düşük, 2000-2010 arası göreceli olarak daha arttığı tespit edilmiştir.  İğneada merkez yerleşim alanının içindeki boşlukların yıllar içinde yoğunluğunu artırdığı görülmektedir.

Güncel eğilimler senaryosu

İğneada’nın büyük bir çoğunun koruma statüsü olmasına rağmen ve aynı zamanda alanın yüksek ekolojik değeri ve hassasiyetinin hem planlarda hem de bilimsel çalışmalarda vurgulanmasına rağmen alanla ilgili güncel eğilimler bu alanların taşıma kapasitesi gözetilmeksizin kullanımını gözeten bir yaklaşımın hakim olduğunu ortaya koymaktadır.  Bu eğilimin 2030 yılında oluşturabileceği alan kullanım/arazi örtüsü ile ilgili sonuçlar 2010 yılı haritaları ile mukayese edildiğinde peyzajda tarım ve açık alanlardan kaynaklanan parçalanmanın 2030 yılında azaldığı özellikle de çalışma alanının Demirköy’e doğru olan batı kısımlarında bu durumun net bir şekilde hissedileceği görülmektedir.  Bu durum alandaki tarım faaliyetlerinin giderek yok olmak üzere olduğu düşünülürse tutarlı bir sonuçtur.  Limanköy ve Beğendik köyleri etrafındaki tarım dokusunun korunması ve güçlenmesi de mevcut  durumun devamı ile tutarlı sonuçlar doğurmuştur.  Yani güncel hali ile köylerin yakın çevresinde yapılan tarım faaliyetlerinin gelecekte de bu alanlarda yoğunlaşacağı görülmektedir.

2030 yılında İğneada kentsel alanının sahil yolu boyunca Erikli Gölü’ne doğru uzanması ve gölün diğer tarafındaki kamp ve askeriye türü kullanımlarda yapılaşmanın artması durumu bu gölün ve sulak alan sisteminin uzun vadede maruz kalacağı baskıları ortaya koymaktadır.  Aynı şekilde Mert Gölü içinde İğneada kentsel alanının baskısı mevcuttur. Model 2030 için Limanköy ve yakın çevresindeki yazlık gelişimlerinde artış öngörmüştür, bu da yine mevcut durumun gidişi göz önünde bulundurulduğunda makul bir sonuçtur.

Korumacı yaklaşım senaryosu

Rasyonel-korumacı yaklaşım yönetim planındaki korumacı stratejilerin uygulanması sonucu oluşacak durumu benimsemiştir., Çıktıları 2010 haritası ile mukayese edildiğinde bu modelin orman dokusundaki tarım/açık alan türü kullanımlardan dolayı olan parçalanmayı azalttığı ve tarımı yoğunluklu olarak eski karakterine uygun olarak Beğendik mevkiine getirdiği görülmektedir.  Bir önceki senaryodan farklı olarak Avcılar köyünün etrafında da tarımsal kullanımlar artmaktadır.  Ayrıca Saka gölü longozunu besleyen derelerin üzerindeki tarımsal kullanımların kısıtlanmış olması koruyucu yaklaşımla uyumlu bir sonuçtur.  Yerleşim dokusu açısından bakıldığında Avcılar köyünün yerleşim alanının güncel eğilimler senaryosuna göre daha büyük bir alana sahip olması bunun yerine İğneada yerleşiminin iki tarafındaki göllere olan baskısının daha az olduğu gözlenmektedir. Aynı şekilde Limanköy çevresi ve Beğendik yerleşimleri de güncel eğilimler senaryosundan daha küçük olarak öngörülmüştür. Sürdürülebilir alan yönetiminde bu konularla ilgili stratejilerin geliştirilmesi gerekmektedir.

What If? Modeli ile 2030 yılına ait kentsel alan kullanım tahmini

İğneada kentsel alanı 108 ha büyüklüğünde, bir meydan ve bu meydan çevresinde yer alan hizmet ve ticaret alanları ile bu meydandan dışarı doğru gelişen konut alanlarından oluşmaktadır. Doğal sınırlayıcı unsurlar İğneada yerleşiminin morfolojik yapısında büyük rol oynamaktadır. Yerleşim, sınır etkisi yaratan göller, sulak alanlar gibi doğal unsurlar nedeniyle geniş bir alana yayılmamıştır. Büyümesini engelleyici coğrafi özellikleri, bölgenin konut sayısının, hizmet ve ticaret birimi sayısına oranla çok daha yüksek olmasını beraberinde getirmiştir. Ticaret ve hizmet birimlerinin konutlara göre daha dinamik bir özellik göstermesi bu gözlemi doğrular niteliktedir. Yapılar sahil şeridinden uzaklaşıldıkça tamamen konut fonksiyonu taşırken; deniz kıyısına, yani merkeze doğru gidildikçe ticaret, hizmet alanlarının ve kamusal alanların sayısı artmaktadır

Bu senaryoya göre, mevcut durumdaki gelişmenin karakteristik özelliğinin gelecekte de devam etmesi durumu analiz edilmiş ve gelecekteki şehirsel büyümenin biçimi ortaya konmuştur.  Buna göre İğneada merkez bölgesindeki yapı adalarının henüz doymamış (tüm imar hakları ile yapılaşmama durumu) bir yapı arz etmiş olmalarına rağmen yeni gelişme alanlarının açılmış olması göz önünde bulundurularak, gelecekte de şimdiki yapıya benzer şekilde yerleşmenin düşük yoğunluklu olarak büyümesi durumu analiz edilmiştir.

Tablo 1 Talep eksenli gelişme senaryosuna göre arazi kullanım büyüklüklerinin değişimleri.

Arazi kullanım türü Arazi kullanım büyüklüğü (ha) Değişim (ha) Değişim (%)
2010 2015 2020 2025 2030 2010-2030 2010-2030
Konut alanları 97.46 96.41 103.12 108.41 116.64 19.18 19.68
Ticaret alanları 2.91 5.82 6.62 7.53 8.82 5.91 203.09
Turizm hizmet alanlar 1.89* 2.09 2.52 3.21 4.24 2.35 124.34
Tarım alanları 1,508.84 1,506.54 1,499.03 1,492.84 1,483.32 -25.52 -1.69
Orman alanları 18,205.30 18,205.30 18,205.30 18,205.30 18,205.30 0.00 0.00

*Mevcut durumdaki turizm alanları toplamı 1.89 ha iken, imar planında önerilen 36.41 ha’dır. 2030 yılında, imar planında önerilen turizm alanları büyüklüğüne henüz ulaşılamamaktadır.

Bu senaryoda, gelişme için talep edilecek arazilerin tarım alanlarından elde edileceği varsayıldığından, orman alanlarındaki değişim sıfır olmuştur.  Bir başka deyişle orman alanları korunmuştur.  Buna karşılık 25 ha’lık tarım alanı yapılaşma nedeniyle kaybedilmektedir.  2030 yılında arazi kullanım dağılımı incelendiğinde yapılaşmış alanlar içinde en büyük paya konut alanlarının sahip olduğu görülmektedir.

Kentsel arazi kullanım türlerindeki değişim incelendiğinde ise en çok artış gösteren alanların ticaret (%203) ve turizm alanları (%124) olduğu görülmektedir.  Bu rakamlar bölgedeki turizm ve ticaret (hizmet sektörü) sektörünün ve buna bağlı mekan kullanımının bölgedeki dinamikleri değiştirebileceğine işaret etmektedir.

Kontrollü gelişme senaryosu

Bu senaryoya göre, mevcut durumdaki gelişmenin mevcut yapılaşmış alanlarda imar planının öngördüğü maksimum imar haklarında yapılaşması ve böylece açık alanların daha fazla korunması ilkesine dayanmaktadır.  Gelecekteki şehirsel büyümenin en temel yönlendiricisinin mevcut durumdaki 1/1000 ölçekli uygulama imar planının olacağı ancak buna ilave olarak gelecekteki farklı arazi kullanım taleplerinin karşılanmasında belirli şehirsel fonksiyonların birbirlerine dönüşümünün izin verildiği durum ele alınmıştır.

Buna göre İğneada merkez bölgesindeki doymamış yapı adalarının öncelikle doyurulacağı, bir başka deyişle meskûn konut adalarının yoğunluklarının artacağı (meri imar planının öngörülerine göre), gelecekteki nüfus baskısı karşısında meri imar planında öngörülen gelişme konut alanlarının öncelikle yapılaşmaya açılacağı, ihtiyaç olması durumunda ise sadece tarım alanlarının yapılaşmaya açılacağı, orman alanlarının ise yapılaşmaya açılmaması durumu analiz edilmiştir.  Özetle, bu senaryoda öncelikle meskûn alanlarının yoğunlaşacağı (meri plan sınırlamaları çerçevesinde), daha sonra ise imar planında öngörülen gelişme konut alanlarının yapılaşacağı düşünülmüştür.  Bir başka deyişle meri imar planının hayata geçmesi durumu baz alınmıştır.

Tablo 2. Kontrollü gelişme senaryosuna göre arazi kullanım büyüklüklerinin değişimi.

Arazi kullanım türü Arazi kullanım büyüklüğü (ha) Değişim (ha) Değişim (%)
2010 2015 2020 2025 2030 2010-2030 2010-2030
Konut alanları 97.46 95.03 97.82 98.79 101.16 3.70 3.80
Ticaret alanları 2.91 5.82 6.37 7.10 8.38 5.47 187.97
Turizm hizmet alanı 1.89 2.09 2.52 3.21 4.24 2.35 124.34
Tarım alanları 1,508.84 1,507.92 1,504.59 1,502.89 1,499.24 -9.60 -0.64
Orman alanları 18,205.30 18,205.30 18,205.30 18,205.30 18,205.30 0.00 0.00

Kontrollü gelişme senaryosunda, gelişme için talep edilecek arazilerin tarım alanlarından elde edileceği varsayıldığından, orman alanlarındaki değişim sıfır olmuştur. Buna karşılık yaklaşık 9.5 ha’lık tarım alanı yapılaşmaya açılmaktadır.

Bu senaryoda daha az arazi tüketilmesini sağlayan etmenlerin başında, konut alanlarının düşük yoğunluklu olarak gelişmesi yerine, 1/1000 ölçekli uygulama imar planının öngördüğü maksimum yapılaşma koşullarında yapılaşması durumu dikkate alınmıştır.  Buna göre bir hektar alana düşen konut birimi sayısı 125 birim /ha olarak alınmıştır.  2030 yılında arazi kullanım dağılımı incelendiğinde yapılaşmış alanlar içinde en büyük paya konut alanlarının sahip olduğu görülmektedir.  Kentsel arazi kullanım türlerindeki değişim incelendiğinde ise en çok artış gösteren alanların ticaret (%187) ve turizm alanları (%124) olduğu görülmektedir.

2030 yılına ait kontrollü ve kontrolsüz gelişme senaryolarının mukayese edildiğinde Limanköy bölgesindeki gelişmelerin talep eksenli kontrolsüz büyüme de mevcut tarım alanlarını ve orman dokusunu parçalama şeklinde bir etki yaratacağı, buradaki gelişmelerin peyzaj dönüşümünün ilk aşaması olan delinme (perforation) aşamasına geleceği ortaya konmaktadır.  Bu aşamanın ilerleyen evresi parçalanma (fragmantasyon) evresi olabileceği için bunun orman ekosistemleri üzerindeki kenar etkisinin yükselmesi başta olmak üzere habitat kalitesinin düşmesine kadar giden sonuçları olacaktır. Ayrıca Erikli gölü ve longozu üzerinde de bu alana yakın talep eksenli kontrolsüz büyüme sonucunda oluşacak kentsel gelişim bu hassas alanın ekolojik dengesini tehdit edebilecektir.

Bu senaryolardan İğneada kentsel alanı için şu hususların önemine dikkat çekilmelidir.

  • Mevcut durumda imar planında öngörülen yapılaşma haklarına göre yapılan hesaplamalarda imar planının öngördüğü nüfus 7219 olarak hesaplanmıştır. Meri imar planının hedef yılı bilinmese de, genellikle uygulama imar planları için hedef yıl 10-15 yıl aralığında değişmektedir.  İyimser bir bakış açısıyla imar planının 2025 yılı için hedeflediği nüfus 7219’dur.  Oysa senaryolarda 2035 yılı için hesaplanan nüfus 7216’dır.  Özetle, meri imar planında çok fazla gelişme alanının planlandığı, gelecek yıllar için bu gelişmenin kontrol altına alınarak ekolojik hassas bölgelerin korunması gerekliliği ortaya çıkmaktadır.
  • İğneada’da talep eksenli bir gelişmenin mutlaka önüne geçilmelidir. Talep eksenli gelişme, yerleşmenin dağınık bir biçimde yayılmasına neden olacaktır.
  • Orman alanlarının yakın gelecekte talep eksenli gelişme karşısında büyük risk altında olduğu senaryo sonuçlarından anlaşılmaktadır. Özellikle günümüzde yerleşmenin sınırının dayandığı bölgelerin orman alanları ile bitişik olması ve karayolu ile desteklenmesi orman alanları üzerinde yakın gelecekte bir gelişme baskısı oluşturacaktır.  Bu durumun plan ve yönetmelikler yoluyla önüne geçilmesi, denetlenmesi ve izlenmesi gerekmektedir.
  • Senaryolardan, Limanköy üzerindeki gelişme baskısının İğneada merkez bölgesi üzerindeki baskıdan daha fazla olduğu görülmektedir. Buradaki en temel neden İğneada merkez bölgesinin doğu ve batı tarafından ekolojik açıdan hassas olan alanlar tarafından sınırlanmış olmasıdır.  Ayrıca Limanköy’deki bazı üst ölçekli yatırımların varlığı ve bölgedeki tarım alanlarının çokluğu, Limanköy’ü gelişme açısından cazip hale getirmektedir.  Buradaki gelişmenin kontrol edilmesi ve mevcut durumda yapılaşmış alanların doyma noktasına gelmeden yeni gelişme alanları açılmaması önemlidir.

Yerleşmenin gelişme baskısının İğneada koruma alanı için gelecekte bir tehdit oluşturacağı açıktır. İmar/Şehir planlarının bölgesel olarak ele alınması, hassas bölge sınırlarının belirlenmesi, alanın yönetimin tüm bu süreçlerin kapsayacak şekilde biçimlendirilmesi bir başka deyişle İğneada Koruma Bölgesi Yönetim Planının yeniden yapılması esas olmalıdır. İğneada gibi ekolojik yönden hassas ve özgün doğal yapı karakteri olan bölgelere yönelik planlama yaklaşımlarında en önemli unsurlardan birisi alana yönelik geliştirilen stratejilerin birbirleriyle tutarlı olması ve bütünsellik arz etmesidir (Cities Alliance, 2007).  Burada tutarlılık ve bütünsellik sadece planlama hiyerarşisi ve getirilen kararlar açısından değil, aynı zamanda ekosistem işleyişi ve sürdürülebilirliği açısından da önemlidir.

KAYNAKLAR

Anonim, 2007. Koruma Alanı Planlama ve Yönetimi Danışmanlık Hizmetleri: YÖNETİM PLANI. Çevre ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, Ankara,

Cities Alliance 2007. Annual Report 2007. http://www.citiesalliance.org/node/13

Esbah, H., Yıldızcı, A. C., Türkoğlu, H., Terzi, F., Güler, G. 2014 İğneada koruma alanında kentsel gelişimin izlenmesi ve ileriye dönük modellenmesi. Final Raporu, TUBITAK (COST-110Y015), Ankara.

İğneada Belediyesi. 2011. İğneada (Demirköy-Kırklareli) Meskun Saha Geneli İmar Planı.

İğneada.

İnan, Ç., 2007. Yıldız (Istranca) Dağları Ve Çevresindeki Floradan Sürdürülebilir Kırsal Kalkınma Ve Ekoturizm Amacıyla Yararlanma Olanakları, (Yuksek Lisans Tezi), Namık Kemal Universitesi , Fen Bilimleri Enstitusu, Tekirdağ.

Etkinlikler
 
Yayınlar
 
Diğer Yayınlarımız
 
Video Galerisi
 
Fotoğraf Galerisi
 
 
 
Üye Belediyelerimiz
 
 
Anasayfa ÜyelerimizBirlik HakkındaSKB HaberleriÜye Belediye HaberleriYayınlarFotoğraf Galerisiİletişim Bilgileri
© 2005-2020 Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği. Tüm hakları saklıdır.