AnasayfaÜyelerimizSıkça Sorulanlarİletişim Bilgileri
 

Duyurular

Kentler ve Bulaşıcı Hastalıklar

Tarih : 8 Şubat 2022

Funda GACAL

Kıdemli Danışman

Health and Environment Alliance (HEAL)

Katkı sunan: Berkay Hacımustafa

 

Yerleşik Hayattan Salgın Hastalıklara

Salgın hastalıkların, kentleşme ve insan topluluklarının bir arada yaşamasıyla yakından  ilişkisi vardır. Dünyada canlılığın mikroorganizmalar yoluyla 3.5-4 milyar yıl önce başladığı, homo sapiensin 300-500 bin yıl önce ortaya çıktığı düşünülmekte. Homo soyu bilinen ilk yatağı yapması, böceklerden kendini korumaya geçmesi ve giyinmesi 200-170 bin yıl önceydi. Türümüzün dilindeki “uygarlık” tanımına kimlik, aidiyet, dil, ortak karar alma mekanizmaları girer. İlk bilinen insan yerleşimi 40 bin yıl önce kurulmuş olsa da türümüzün hikayelerini semboller ve mağara çizimleriyle anlatması, deniz kabuklarını estetik amaçlarla kullanması yani ortak dil, estetik, karar alma mekanizması oluşturarak uygarlığın temelini atmaları homo soyunun tarihi kadar eskidir.

İnsanların yerleşik hayata geçmeleri ve tarım devrimi aynı tarihe yani M.Ö. 10 bin yılına denk düşer. Tarım insanı yerleşmeye ve topluluk kurmaya iten bir güçtür; insan anatomisine zarar/maliyeti hala tartışmalı olsa da, bilinen en eski salgınlar da bu “devrimden” sonraya tarihlendirilir. Zira salgını oluşturan temel unsur konakçıların bir arada ve etkileşim içinde yaşamasıdır.

7 binden fazla figüre ev sahipliği yapan Hayvanlar Mağarası, Gilf Kebir, Mısır

Domuz, köpek, koyun, keçi gibi çiftlik hayvanları tarım devriminden biraz evvel, MÖ 13 bin -10 bin yıllarında ehlileştirilmiş / evcilleştirilmiştir. Hayvanların evcilleştirilme / ehlileştirme sürecine göz atmak salgınları anlamak bakımından değerlidir. Çünkü yerleşik hayata geçen insan sadece kendi türüyle hani diğer potansiyel konakçılarla etkileşimini arttırmadı, potansiyel salgınların taşıyıcısı olabilecek hayvanlarla kendi rızası ve kabiliyetiyle mekanı paylaştı.

Hangi Toplulukla Sosyal Mesafe?

Kentlileşme veya şehirleşme kentsel nüfusun kırsal nüfusu geçmesi olarak tanımlanır. Kentleşme pek çokları tarafından uygarlığın temeli olarak görülse de; 10 bin yıllık tarımsal devrimimizi düşününce, sanayileşmenin indüklediği kentleşme 200 yıllık geçmişiyle henüz bebek adımlarını atıyor. Kentleşme “artı zaman” ve “artı ürünün” mekansal olarak birikmesi yani insan topluluklarının “artı ürünü ve “artı zaman” yaratacak kolaylaştırıcıları icat etmesidir. Sanayi devrimi öncesinde kentler var olsa da, sanayi devrimi artı ürünün ve zamanın ortaya çıkmasını sağladı. 200 yıllık bebek kentlileşme devrimimiz büyüyor, kentler bugün sadece artı ürünün değil, aşırı insan-hayvan ve insan-insan etkileşiminin de mekanı.

Geçtiğimiz 500 yılda kentlerdeki nüfusun toplam nüfusa oranı

Kentleri sadece insan barındıran formlar olarak görmek, salgınların sadece insanların etkileşiminden kaynaklandığı düşünmek kadar sık düşülen bir yanılgı. Tarihteki salgınlar bize zoonoz kökenleri işaret eder; dünya tarihindeki en kötü salgın olarak bilinen ve 75-200 milyon kişiyi öldüren kara vebanın insanlara farelerden, 1918 İspanyol gribinin ise domuzlardan geçtiği bilinmekte. Kemirgenler, bazı böcek ve kuş türleri (hamamböceği, martı, güvercin), domuz gibi canlıların doğal habitatı günümüzde organik atıklarının en çok üretildiği kentler. Evlerimiz, çöplerimiz bu türlerin barınma ve beslenme alanı. Öyle ise sosyal mesafe koymak zorunda olduğumuz topluluk sadece kendi türümüze ait mi?

Tam da burada, insan-hayvan etkileşimi konusunda, sağlık ve çevre uzmanlarını bir araya getiren ve bir parçası olduğum ÇİSİP-Çevre Sağlık ve İklim İçin İşbirliği Projesi’nin geçtiğimiz aylarda yayımladığı “Tek Sağlık” bilgi notundan edindiğim bilgileri aşağıda derlemek isterim.

  • 1980’den bu yana yeni görülen salgın hastalıkların %75’i, bugüne kadar bilinen salgın hastalıkların %60’ının zoonotik kökenli olduğu tahmin ediliyor.
  • HIV/AIDS, SARS, Ebola, kuduz, tifo mikrobu, Batı Nil virüsü dahil pek çok enfeksiyonun ara konakçısının hayvanlar olduğu ve çevre kökenli virüslerden kaynaklandığı bilinmektedir.
  • Peki  türümüzü hayvanlarla bu etkileşime sokan ve salgınları tetikleyen nedir?
  1. Göçler: Doğal göçlerin yanı sıra iklim değişikliği, çevresel kirlilik gibi faktörler türleri göçe zorluyor. COVID-19 pandemisi ile beraber insan hareketliliğinin azalması ve yiyecek arayışı yine pek çok türün kentlerde görülmesine neden oldu. Öte yandan hem kentsel yayılma hem de COVID-19 pandemisi ile artan kırsala göç, türlerin göç yolunda veya göç edilen yerin kendisinde hayvan-insan etkileşimini arttırıyor.
  2. Kentlerde hayvan ticareti: İster mahallenizdeki petshopu düşünün ister Eminönü Çiçek ve Hayvan Pazarı’nı. Bu pazarlar hayvanların esaret ve stres altında yüzlerce farklı tür ve insanlar kontrolsüz etkileşim içinde bulundukları mekanlardır. Kentsel bu mekanlar buzdağının görünen yüzü, yılda yaklaşık 7-23 milyar ABD dolarlık değeriyle, yaban hayatı kaçakçılığı sahte mal, uyuşturucu ve insan kaçakçılığından sonra dünyanın dördüncü en büyük yasadışı pazarını oluşturduğu düşünülüyor.

Görsel Guardian’ın Ocak 2020 tarihli haberinden alınmıştır. Fotoğraf Kin Cheung/ Reuters’a aittir.

  1. Kentsel yayılma ve habitat küçülmesi/parçalanması: İstanbul’daki 3. Köprü habitat parçalanmasının en “iyi” örneklerinden. Daralan, parçalanan habitatlarda normal şartlarda birbiriyle bir araya gelmesi güç türler karşılaşıp patojenlerin daha uygun konakçılar bulmasın önünü açıyor. İnsan türleri arasındaki salgın hastalıkları biliyoruz, ancak hayvan türleriyle sınırlı kalan salgınlar bizim için gizemini koruyor.
  2. Kentsel yayılma ve biyoçeşitlilik tahribatı: Yeni görülen enfeksiyon hastalıkların nedenleri sırasıyla arazi kullanımı, tarım-endüstri, uluslararası ulaşım ve ticaret olarak biliyor. Kentsel yayılmanın yol açtığı biyolojik çeşitlilik kaybı, besin zincirini bozuyor; örneğin yılan popülasyonun azalması ile fare popülasyonda görülen artış patojenlerin daha kolay yayılması ve insana geçişini kolaylaştırıyor.

İngiltere’deki bir domuz çiftliği. Fotoğraf Harriet Bartlett’a ait.

 Kentlerde Bulaşıcı Hastalıkları Önlemek Mümkün Mü?

Romalılar, zemin eğimini iyi kullanabilmeleri ve mühendislikleri ile pek çok şehir plancısı tarafından üstün mimarlar olarak bilinir. Bizden önceki uygarlıkların su kaynaklarına yakınlığa, tarımlı ovaların üstüne kurulmamaya, ızgaralama ile rüzgar koridorlarına, “zoning” sistemi ile kırsal alanı kentlerin dışında tutmaya gösterdikleri özen, halk sağlığını korumak için örnek uygulamalar olabilir. Ancak bu kentlerde de kanalizasyon, su, atık (insan cesetleri dahil) sorunları var olmuş, patojenler hayvanlar aracılığıyla insanlara geçmiş ve bu kentler de salgınlara ev sahipliği yapmıştı.

O tarihten günümüze tıp alanındaki bilgimizle beraber kentlerimiz de büyüdü. Kentler artı tarımsal ürünlerin biriktiği mekanlar olmaktan çıkıp, tarımsal ürünlerin lojistiğini yapan, hizmet üreten mekanlar halini aldı; çiftlik hayvanlarıyla etkileşimin yerini yeni kent konakçılarıyla etkileşim aldı. Kentsel dirençlilik ve yeni teknolojiler sayesinde kentlerde salgının etkilerini azaltmak için birkaç madde sıralanıyor, bunlar “yoğunluk düzenlemeleri, kentsel yeşil alanların artışı, ulaşım planlaması, atık yönetimi” olarak özetleniyor. Bu maddelerden her biri kentlerin yeniden inşası anlamına geliyor da bu da her şehir plancısına sıkça sorulan o soruyu akla getiriyor; “kentler rant çevresinde gelişirken şehir plancısı neyi planlıyor?”.

Günümüzde atığın dahi yönetilmediği coğrafyalarda yaşayan milyonlarca insanın seçtiği ve seçenlerin atadığı karar vericiler umarız bu maddeleri gözden geçirebilir. Aksi takdirde kentlerin dirençliliği arttırmak şöyle dursun, kırsal soylulaşarak mekansal sınırlarını kaybetmiş mega kentlere bağlı birer uydular haline gelecek. Geçmiş salgınlara bakarak, kentlerin salgınları atlatarak varlıklarını koruduğunu görürüz, ancak bu süreç günümüz çalışma koşulları, nüfusu, rant olgusu ve kolay erişilebilirlikten uzun süre önceydi. 2021’in kentlerinde, kent-kır-pandemi üçgeni salgınlara yeni mekanlar sunarken, kentsel direncin sınırlarını ortadan kaldırabilecek güçte gözüküyor.

[1]  Lieberman, DE; McBratney, BM; Krovitz, G (2002). “The evolution and development of cranial form in Homo sapiens. PNAS. 99 (3): 1134–39. Bibcode:2002PNAS…99.1134L. doi:10.1073/pnas.022440799. PMC 122156. PMID 11805284

[2]   “The oldest known grass beds from 200,000 years ago included insect repellents”. Science News. 13 Ağustos 2020. 5 Ekim 2021 tarihinde erişilmiştir.

[3]  Macey, Richard (15 Ekim 2007). “Settlers’ history rewritten: go back 30,000 years”. The Sydney Morning Herald. 5 Ekim 2021 tarihinde erişilmiştir.

[4] https://en.wikipedia.org/wiki/Cave_painting#/media/File:Bestias11.JPG sayfasından 5 Ekim 2021 tarihinde alınmıştır.

[5] Ahmad H.I. ve ark. (8 Mayıs 2020). The Domestication Makeup: Evolution, Survival, and Challenges.Front. Ecol. Evol.

[6]Evcilleştirme ve Ehlileştirme: Neden Bazı Hayvanlar Evcilleştirilirken, Bazı Diğerleri Evcilleştirilemez?”. Evrim Ağacı. 12 Ekim 2016. 5 Ekim 2021 tarihinde erişilmiştir.

[7] https://ourworldindata.org/grapher/urbanization-last-500-years sayfasından 5 EKim 2021 tarihinde alınmıştır.

[8]  Aşağıdaki maddeler 10. Referansta yer verilen ÇİSİP’e ait “Tek Sağlık Bakış Açısıyla İklim Değişikliği ve COVID-19 Pandemisi” yayınından alınmıştır.

[9] Salyer, Stephanie J ve ark. “Prioritizing Zoonoses for Global Health Capacity Building-Themes from One Health Zoonotic Disease Workshops in 7 Countries, 2014-2016.” Emerging infectious diseases vol. 23,13 (2017): S55–S64. doi:10.3201/eid2313.170418

[10] Çağlayan Ç. ve ark. “Tek Sağlık Bakış Açısıyla İklim Değişikliği ve COVID-19 Pandemisi”. Ocak 2021. ÇİSİP (HEAL, Kocaeli Üniversitesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı ve HASUDER ortaklığı ve diğer uzmanların katkılarıyla hazırlanmıştır).

[11] WWF, Mart 2020, “The Loss Of Nature And The Rise Of Pandemics- Protecting Human And Planetary Health”, sayfa12.

[12] https://www.theguardian.com/environment/2020/jan/30/make-coronavirus-ban-on-chinese-wildlife-markets-permanent-says-environment-expert-aoe sayfasından 5 EKim 2021 tarihinde alınmıştır.

[13]  Loh et al. 2015. Targeting Transmission Pathways for Emerging Zoonotic Disease Surveillance and Control. Vector borne and zoonotic diseases 15(7):432-43. doi: 10.1089/vbz.2013.1563 https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/26186515/

[14] https://www.cam.ac.uk/research/news/human-interactions-with-wild-and-farmed-animals-must-change-dramatically-to-reduce-risk-of-another sayfasından 5 EKim 2021 tarihinde alınmıştır.

[15] Tuğaç Ç. (2020). Kentsel Sürdürülebilirlik ve Kentsel Dirençlilik Perspektifinden Tarihteki Pandemiler ve Covid-19 Pandemisi. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi. Salgın Hastalıklar Özel Sayısı.

Etkinlikler
 
Yayınlar
 
Diğer Yayınlarımız
 
Video Galerisi
 
Fotoğraf Galerisi
 
 
 
Üye Belediyelerimiz
 
 
Anasayfa ÜyelerimizBirlik HakkındaSKB HaberleriÜye Belediye HaberleriYayınlarFotoğraf Galerisiİletişim Bilgileri
© 2005-2020 Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği. Tüm hakları saklıdır.